Ana Sayfa   -----  Home


AKP'nin Kürt Açılımı daha şimdiden gelip aynı duvara tosladı! Kemalist devleti ele geçiren AKP, üniter devleti savunduğunu resmen açıkladı. 

Bu, Türk devletinin Kürt sorunundaki sınırlarını, aynı anlama gelmek üzere çok büyük bir dirençle savunulduğunu ispatlıyor. Düşününüz ki bunlar klasik Kemalistlerin karizmasının çizildiği bir evrede yaşanabiliyor. Bugün artık AKP kendisini İslami Kemalist bir hareket yörüngesine oturmuştur!

AKP’nin polisi ele geçirdiği, yargıda hakimiyet sağladığı, devlet bürokrasisini ele geçirdiği bir aşamada, Türk İslamcıları, Kemalizmle sentez oluşturabiliyor ve Kürt sorunundaki kırmızı sınırların bekçilerinin kendileri olduğunu idda etmeye başlıyorlar.

 ERDOĞAN-APO AÇILIMI, AÇILMADAN KAPANDI! 

Kürt halkına yönelik tatlı vaatlerle açılıyormuş gibi görünen ve sert bir dönüşle kapanan bu açılım süreci, daha önceki Kürt isyanlarında sürdürülen devlet politikasının bür devamı olarak yansıdı. TC'nin Kürtler'e yönelik ana yöntemi olan ''kandır, oyala ve yoket'' stratejisi yeniden uygulandı. 

“Sivil iktidar eliyle yeni bir demokratikleşme ve barış döneminin açılması, devletin Kürtlere karşı yaptığı hataların bir bir düzeltilmesi” iddiasıyla sahneye konulan bu programın tam bir senaryo olduğu ortaya çıktı! 

Kürt açılımı, sözde RT Erdoğan'ın özel temsilcisi MİT çi Hakan Fidan ile, Abdullah Öcalan arasında varılan mutabakatla başladı. Hakan Fidan direkmen Erdoğan'ı temsil ettiğini, onun bir kopyası olarak geldiğini  vurgulayıp durdu! 

Yani Erdoğan kişisel olarak fizikmen orada değil, ama MİT onu öyle temsil ediliyor bu toplantılarda, Erdoğan ise hiçbirşeyden haberi yokmuş gibi davranarak kitlesini uyandırmamaya çalışıyor!!

İşte adına barış süreci denilen oyunun baş aktörü, ''Kürt açılım süreci'' denilen sürecin baş muhatapı olan Erdoğan'ın düzenbazlığı... tayşp kendisini öne sürmeden, gizli kapaklı dümenler çeviriyor, adeta saklambaç oynuyor?

Tayip Erdoğan'ı MİT temsil ediyor. Hakan Fidan, Hitler'in gestaposunu da geçerek, bütün güçlerin üstünde, TC kanunlarının tümünün dışında olağanüstü bir dokunmazlıkla, Kürt ulusunun kaderini belirlemede, Erdoğan adına Türk tarafını temsil ediyorç

Burada baştan beri bir çarpıklık var. Erdoğan bu kader belirlemede ortalıkta yokmuş gibi görünüyor.

Erdoğan her gün Kürt kerdeşim diye laflar atıp tutuyor! Madem Kürtler kardeş ise bu kadar cesaretsizlik neden acaba? Kardeşinle yapacağın ortak bir çalışmadan neden bu kadar ürküyorsun? 

Zaten bu durum dolayısıyladır ki, AKP hükümetinin ilan ettiği “Kürt açılımı”nda umut verici bir gelişme olmadı. AKP ni lafta “Açılım” süreci, birkaç kırıntının sunulmasından öteye geçmedi. Daha ziyade Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimine yaradı! 
Ne anadilde eğitim hakkı tanındı, ne çatışmaların kalıcı olarak durması, ne diyalog yolu, ne de diğer talepleri karşılayacak bir gelişme yaşandı. Aksine Kürt halkına karşı hazırlanmış tuzağına dönüşen süreç, şiddetle takviye edilmiş tasfiye dalgası halini aldı. Her tarafa yeni karakollar kuruldu, yeniden çete örgütlenmesine geçildi. 

Kürt sorununa gerşek yaklaşım sözkonusu olduğu zaman küfür ve tehdit dıişında başka bir yol yöntemi olmayan Erdoğan'ın kardeşlik bir yana, acaba medeni cesaretinden bahsedilebilinir mi? 
Bir süreç başlatıyorsan açık kimlik ve yüzünle ortada olmalısın. Tayip Erdoğan, kendi kitlesi önünde, Kürtler'e tabii haklarının verilmesinden söz etmeyi tabu biliyor, Türkiye Kürdistan'ından öcü gibi korkuyor!

S. Demirtaş, ''Apo ve Erdoğan bitti demeden süreç bitmez '' diyor. Ama Erdoğan'ın süreci başlattığına dair resmi belge nerede acaba? Erdoğan, neden ortaya çıkıpta açıkça, ''ben süreci başlattım'' diyemiyor? 

TC tarafından Kürt tarafı diye angaje edilen A. Öcalan ile TC arasında, Kürtler'in gelecekteki yaşam şeklini belirleyecek, MİT denetimindeki gizli kapaklı görüşmelerin, Kürtler'in tüm haklarının yok sayılması temelindeki ihanetçi senaryoların iflası ile yeni bir süreç başlamıştır!

AKP daha şimdiden üniter devleti hiçbir biçimde tartışma konusu etmediğini, tek devlet, tek millet, tek bayrak, vb.'nin hiçbir biçimde tartışılamayacağını, ayrıca anayasanın da bu amaçla değiştirilmeyeceğini, bir genel affın sözkonusu olmadığını söylemek durumunda kalıyor. Bütün bunların söylendiği bir durumda ise Kürt açılımı üzerine edilen onca lafın dibi bir anda boşalıyor.

Gelinen yerde Kürt ulusal hareketi tam olarak bir özerk devlet istiyor. Kendi parlamentosuna ve yerel hükümetine sahip, dolayısıyla siyasal iradeye, dolayısıyla kendi kendine yönetme gücüne dayalı, iç güvenliğini kendisi sağlayan, vergisini kendisi toplayan, kendi adalet teşkilatına ve polis örgütüne sahip bir özerk devlet istiyor. Ama Türkiye gibi bir ülkede bütün bunları Kürtlere ancak bir devrim verebilir. Türkiye'nin bugünkü düzeni içinde bunları kimse Kürtlere vermez, veremez. Bu ancak bir devrimle elde edilebilir.

Açılım, Kürt sorununun çözümü AKP'ci Kemalizm'in zemininde gerçekten bir hayaldir. Rojava hareketinde olduğu gibi Kürt halkı özgürlüğünü ancak kendi gücüyle kazanacaktır.

 

Tema

Pale

Nishtiman-M.E,

Rizgariya Kurdistan

Şehit Sofi

Dersim Kürtleri

Duyurular

Pale  Blog

Linkler

Kurdistan Forumu

Arsiv

Muzik



KÜRDİSTAN DEVLETİNİN KURULUŞU TEK AMAÇTIR.

Nasil Türkler'in Türkiye'si, Gürcüler'in Gürcistan'i, Ermeniler'in Ermenistan'ı varsa Kürtler'in de Kürdistan'i olmalidir.

BU, BÜTÜN MİLLETLERİN EN DOĞAL HAKKIDIR. 

Eğer tüm Kürdlerin ortak bir bağımsızlık hareketi gelişirse ki, bu şimdi mümkündür,  ABD ve AB devletleri uzun süredir sürdürdükleri Arap - Türk yanlısı politikalarını değiştirmek durumunda kalacaklardır ve böylece ilk Kürdistan devletinin ortaya çıkması sağlanacaktır.
   Makaleye giriş >>>

Home