Ana Sayfa   -----  Home


KÜRT BESE VE DERSİM İSYANI!

 

Savaşçı Kürt Kadını ve Dersim İsyanında Sembolleşen Bese ile Zarife Hanım 


20. yüzyılın en önemli Kürt kadını ise Şahrezur’un taçsız kraliçesi Adile Hanım’dır. Bilgili ve otorite sahibidir. 1895’te Caf aşiretinin reisiyle evlenir. Fakat eşinden daha çok tanınır. Caf aşiretine 15 yıl hükümranlık yapar. I. Dünya Paylaşım Savaşı’nda Caf aşiret önderi olan Adile Hanım, yönetim meselelerinde aktiftir. Caf beyzadelerinin önderliğini bizzat yürütür. Çok etkili bir kadın olarak belgelere geçer. Savaş sonrası ortaya çıkan çatışmalarda bağımsız bir politika yürütür. 1924’te ölünceye kadar hükümdar kalır.


Yine bu dönemde yaşayan Şeh Mahmut’un kızkardeşi Hafzexan, siyasi otoriteye sahip bir kadındır. Henüz genç kızken isyan döneminde esir alınan İngiliz subaylarının korunması görevini üstlenir. Süleymaniye’de önemli bir konumu vardır. Yine Kürt kadınları açısından önemli bir deneyim olan Kürdistan Kadınlar Birliği’nin (1952) başkanı olan Nefsa Xan Naqip, siyasi bir kişilik olarak Kürt kadın tarihinde önemli bir isimdir. Bu kadınlar genelde ailelerinden dolayı öne çıkma, yeteneklerini gösterme imkanını bulmuşlardır. Fakat buna karşın genelde Kürt kadını direniş ve isyanlarda bizzat savaşan güçtür. İlk dönemlerde Kürdistan’da bir çok aile kadınların adıyla anılır.
Aşiret önderi olan kadınlar, aşiret savaşlarını da yönetir. Feodal etkilerin derinleşmesiyle, bu durum değişmeye başlar. Kürt kadını İslamiyet’in kabulü ile beraber eski statüsünü büyük oranda kaybetmiştir. İlk süreçlerde direkt halkın geneline dayanan direnişlerde, savaşa katılsa da, daha sonraları beyliklerin, askeri güçlerin, merkezi otoritelerle işbirliğine girmesiyle, ordu ve askeri yaşamdan tamamen dışlanır.
Kürtlerin tarihinin başlangıcından beri var olan direniş ruhu, Kürt kadınında oldukça hakim olmayı sürdürmüştür. Bu nedenle Kürt kadını direnişçi ve kavgacı bir özelliğe sahiptir. Medya sürecinde savaşlara katıldığını vurgulayan yazarlar vardır. Örneğin “Büyük İskender” adlı kitabında Dreoyesen, Büyük İskender’in Doğu seferinde bir Medya Satrapı’nın İskender ordusuna iki yüz altı savaşçı Kürt kadını verdiğini belirtir. Bu örnek Kürt kadınının savaşa katıldığını göstermektedir.
Bunun dışında bir çok örnek vardır. I. Dünya Paylaşım Savaşı’ndan sonra Anadolu ve Kuzey Kürdistan’da gelişen kurtuluş savaşında Kürt kadınlarının savaşa katıldığı ve önemli bir rol oynadığı bilinmektedir. Kürt kadınının bu savaşkanlığı, hem direniş kültüründen, hem de yurtseverlik özünden kaynaklıdır. Kürtlerin isyan tarihinde, kadınların konumu ise ilgi çekicidir.
Ağır feodal etkilere, dini baskılara, değer yargılarına rağmen bu isyanlarda kadının, yurtseverlik çerçevesinde erkekle beraber düşman karşısında savaştığı görülür. Toplumun, kadını içine sıkıştırdığı cendereye rağmen, tüm kalıpları kırarak, en az erkek kadar düşman karşısında savaşabileceğini gösterir. Bese ve Zarife Hanım bunun en çarpıcı örnekleri olsa da, binlerce Kürt kadını bu isyanlarda yerini almıştır. Kürt isyanlarını bastırmak için Türk ordusunda yer alan Alman general Moltke bu konuda şunları belirtir: “Kadınlar bile nizamiyenin üzerine ateş ediyorlardı.
Bir Kürt kadını bir askeri hançerle vurup öldürdü.” Moltke Kürt kadınlarından sadece birini anlatır. Oysa binlerce kadın bu örnekte olduğu gibi ülkesi için kendisini feda etmekten çekinmeyecektir. Kadınlar silah kullanmayı ve nişan almayı bilirler. Bu konuda bilgisi olmayan kadınlar taş-sopa vb. aletlerle savaşırlar. Biz bu isyanların en ön saflarında yer alan Bese ve Zarife Hanım kişiliklerini ayrıca değerlendirmeyi uygun görüyoruz. Kadın açısından sadece yurtseverliğin değil, bir güç olmanın, egemenler karşısında kararlı bir savaşçılığa ulaşmanın bu örnekleri oldukça önemlidir. Özellikle mevcut yaşam koşullarında böyle bir düzeye ulaşmak, kadın gerçekliğinin kendisinde barındırdığı öz açısından önemlidir.
“Dersim isyaninda sembolesen Bese ile Zarife Hanim”

  • Bese Hanım, Dersim İsyanı’nın önder ismi Seyit Rıza’nın eşidir. Fakat Bese’yi Bese yapan bu değildir. Bu durumun yol açıcı bir etkisi olsa da, Bese Hanım bir kadın olarak isyanda kendi öz gücüyle, öz güveniyle, yurtseverliğiyle, kararlılığıyla önemli bir rol oynar. Türk basını Bese Hanımı anti-propaganda olarak kullanmak ister.

Oysa Bese Hanım, Dersim’de bir efsane olur. Türk gazetelerinde Dersim İsyanı’nın perde arkasındaki ismi olarak verilir. Çok savaşçı, fedakâr ve silah kullanmada ustadır. Son nefesine kadar savaşır. Gazeteci Barbaros Baykara isyanı anlatan kitabında Bese Hanım’dan “gözüpek, sonuna kadar direnen bir kadın” olarak bahseder ve Bese Hanım’ın keçi sekmez kayalıklardan bir avuç insanla bir ordu kadar askere, en önemlisi de gökten ölüm yağdıran uçaklara karşı kurşunu bitene dek çarpıştığını belirtir. Kurşunları bitince yanına yaklaşan askerlere taşlar fırlatır. Ve yakalanacağını anladığı an “beni sağ yakalayamazsınız” diye bağırarak kendini uçurumlardan attığını söyler.
Bese Hanım, egemen sistem karşısında oldukça öfkeli direnişi ile güçlü bir kadındır. Son kurşununa kadar savaşır. Savaşı, bir özgürlük savaşıdır. Kadın olarak kendi kaderini halkının kaderiyle birleştirmiş ve tek bir savaşta somutlaştırmıştır.Zarife Hanım da, Dersim İsyanı’nda yer alan bir Kürt kadınıdır. Dersim İsyanı’nın ikinci büyük ismi, Alişer’in eşidir. Zarife Hanım da, Bese Hanım gibi savaşkan bir kadındır. Silahını hep yanında taşır. Alişer ile ilişkileri yoldaşçadır. İki karşı cins olmaktan ziyade, iki insan olarak arkadaşlık kurmuşlardır. Savaşta da sonuna kadar beraberdirler.
Alişer’in Reyber tarafından öldürülmesi olayında silahını çekerek, hainlerden birini öldürür. Bunun üzerine Reyber Zarife Hanımı şehit düşürür. Dersim’de emsalsiz bir Kürt kızı olarak tanınan Zarife Hanım savaş yoldaşlığı ile, yurtseverliği ile gerçekten de emsalsiz bir kadındır. Peki tarihe böyle şanlı geçmek kolay mı? Kolay olmasa gerek! Kürdistan gibi feodal geriliklerin kör kuyularının olduğu bir coğrafyada kadın olmak ne denli zorsa, bir kadın olarak, erkeğin işi olarak bilinen savaşta yer almak daha zordur.
Buna rağmen kendindeki enerjiyi açığa çıkararak tarihte önemli bir rol oynayan kadın, Kürdistan kadını için önemli miraslar bırakmıştır. Her şeyden önce kadının kendine güvenmesi, savaşabilmesi yönünde bir inanç ve güç kaynağı olmuştur. Kürt kadınının böyle bir düzeye ulaşması, onun Neolitik kültür bağıyla ele alınmalıdır. Bütün baskı, sömürü ve egemen yaklaşımlara rağmen Kürt kadını bu özü hep korumuştur. Bu anlamda toprak bağı, direngenlik, eşitlik uğruna mücadele onun şahsında hep ortaya çıkmıştır.

Tema

Pale

Nishtiman-M.E,

Rizgariya Kurdistan

Şehit Sofi

Dersim Kürtleri

Duyurular

Pale  Blog

Linkler

Kurdistan Forumu

Arsiv

Muzik



KÜRDİSTAN DEVLETİNİN KURULUŞU TEK AMAÇTIR.

Nasil Türkler'in Türkiye'si, Gürcüler'in Gürcistan'i, Ermeniler'in Ermenistan'ı varsa Kürtler'in de Kürdistan'i olmalidir.

BU, BÜTÜN MİLLETLERİN EN DOĞAL HAKKIDIR. 

Eğer tüm Kürdlerin ortak bir bağımsızlık hareketi gelişirse ki, bu şimdi mümkündür,  ABD ve AB devletleri uzun süredir sürdürdükleri Arap - Türk yanlısı politikalarını değiştirmek durumunda kalacaklardır ve böylece ilk Kürdistan devletinin ortaya çıkması sağlanacaktır.
   Makaleye giriş >>>

Home