Ana Sayfa   -----  Home


DERSIM 1938

Haydar Işık

Kırk yıldır yaşadığım Münih'te bir Alman arkadaşım, babası Nazi kaldığı için onunla tüm ilişkilerini kesmişti. Biyolojik olarak babam olabilir ama Yahudi soykırımına katılması, hala Nazi barbarlığını savunması, onun karanlık ruhunu gösteriyor. Nazi barbarlığını yereceğine övmesi, kabul görmez bir davranıştır, diyen Rolf ile ağabeyi biyolojik babaya yabancı durdular. Cenazesine bile gitmediler. Kimsesizler mezarlığına atılmasına ses çıkarmadılar.
Buradan Falih Rıfkı Atay'ın Çankaya kitabında yazdığı, Hitler'in Türk delegasyonunu kabulü sırasında; Atatürk'ün iki talebesi var, birincisi Mussolini, diğeri de benim, demesini hatırlatayım. Bugün Alman halkının kahir çoğunluğu Hitler sistemine karşıdır. Onun endüstriyel insan imha etme fabrikaları, öğrencilere gezdirilip anlatılıyor, sistem lanetleniyor. Ben Dachau kampına çok defalar gittim. Türkiye'nin Dachau'su ise Dersim'dir. Paralelliğe bak ki, Hitler, Mussolini ve Franko'nun batı faşizmi 1937 Mayıs ayında İspanya'da Guernica'yı bombalarken, faşist Kemalist Hükümet de 4 Mayıs 1937 tarihinde Bakanlar Kurulu kararı çıkartarak, Sabiha Gökçen ve arkadaşlarına Dersim'i bombalatır. Ve Seyid Riza'mız yaralı küçük oğlu ve arkadaşlarıyla 1937 Kasım ayında asılırlar.

Türk devleti 1937 yılında kendisine direnç gösteren kesimleri soykırım uygulayarak ortadan kaldırdı. 1938 yılında ise, kendisine biat edenden, işbirlikçiye, tarafsız durandan devleti kutsayana kadar kesimleri soykırımdan geçirdi. Dersim'de yapılanlar Birleşmiş Milletler soykırım tarifine kesin tarzda uyuyor. Onun için artık Dersim Katliamı vs gibi kavramlar yerine "DERSİM SOYKIRIMI" kullanmak, yapılanı doğru adıyla anmak demektir.

Bizim Picasso'muz çıkmadı. Bizden başka Dersim'i sorgulayan, ona ağlayan pek yok. Dersim hala kanayan yara olarak duruyor. Dersim, ne ders kitaplarına girdi, ne de Kemalist rejimin soykırımı lanetlendi. Üstelik devlete karşı geldiler, terbiye edildiler denildi. Ve 70 bin insanımız toplu katliam alanlarında makineliye vuruldu, mağaralarda gazlandı, velhasıl korkunç soykırım uygulandı."Allahu Ekber" nidalarıyla Dersimlilerin kafası Halife Osman tarzıyla kesildi. Bugün Daiş Kürdün kafasını önden kesiyor. Sonra Dersim ve Dersimliler ötekileştirildi. Öyleki Dersimli olmak potansiyel suç görüldü. Dersim hala acı içinde inliyor. Kemalist ırkçı faşistler, Hitler'in Hocası Kemal Atatürk'ü hala Türkiye'nin egemeni görüyor, sistem onun sitemi, ister Almanların braun dedikleri, kahverengi hali olsun, ister günümüzdeki gibi kahverenginin üzerine yeşil çuha atılsın, sistem tekliğini terketmiyor.

Devlet, Kürt ve Kızılbaş Dersim'i odur budur islah etme yolunda. Yüz senedir Pantürkizm ile giden devlet, şimdi buna Panislamizm ekleyip baskısını katladı. Bu paradigma değişikliğiyle Aleviliğin kabesi Dersim düşürülmek isteniyor. Oysa biz Dersimliler Müslüman değiliz. Çocukluğumun geçtiği Dersim'de İslami hiç bir gelenek yoktu. Güneşe döner dua ederdik. Sayın Erdoğan "Zerdüşti" diyor. Evet bizim inancımız Zerdüşti olmalıydı. Korku belası biraz Müslümanlık almakla Müslüman olunmaz. Bizim evlerde Kur'an yoktu, ezan yoktu. Kimsenin buna inancı da yoktu. Bizim Haq, Xızır dediğimiz kutsallar ve tertemiz dağlarımız var. Annemin evinde her perşembe mum yakıp dua ettiği dağlardan "teberik" diye getirilen deri torba içindeki küçük taşlar vardı. Türkiye gibi bir İslam ülkesinden gelen biri olarak İslam ile karşılaştırdığımda İslam'ın Kızılbaş-Alevilikle hiç yakınlığını görmüyorum.

Kemalist rejim önce yol, kışla yapıp fiziki soykırımı tamamlayınca, sıra ikinci aşama olan etnik temizlik, yani sosyal köklerinden uzaklaştırıp asimile etmek suretiyle Kürt ve Aleviliğini bitirmeye geldiği için, kışlalardan sonra cami yapmıştı. Ondan sonra da asimilasyon fabrikası okullar yapıldı. Kızılbaş dedikleri bizler; insanı kendimiz gibi insan gören ve ona saygılı duran, her canlıya yaşama hakkı tanıyan, barışçıl sosyal inanca sahibiz. Biz, ya Haq deyip insanı kesmeyi bırak, yaşayan yaşasın isteriz. İşe bak ki bunca human bir inanç teklik uğruna imha edilmek isteniyor. Anlayacağınız Dersim'de hem öldürüldük, sürüldük, hem de suçlu görüldük. Allah'u Ekber deyip insan boğazlayan kendisini haklı görüyorsa, bu eyleme komşularımız arka çıkıyorsa, bilinsin ki insanlığın binlerce yıldır getirdiği değerleri ortadan kaldırıp geriletmek amacı güdülüyor. Bugün Kürtler insanlık değerlerine sahip çıkarken, bakıyoruz ki komşularımız insan boğazlayandan yana duruyor.

Hemen arzedeyim ki, Kürtler ırkçı camilerden uzaklaşsınlar diye Münih'de Mizgefta Ehmede Xani Kürt camisi açılmasına önayak olduğumu kaydedeyim. Yani benim islamofobi sorunum yok. Ancak İslamın biz Kürtlere yaptığını çok gördük ve yaşadık. Mele (Molla) Abdurrahman Düre; Arap orduları Diyarbakır'ı zaptedince insanları canlı canlı Fis kayalıklarından Dicle'ye atmışlar, Halit bin Velid şehrin yedi tepesinde yakılan ateşin Kürtlerin kanıyla söndürülmesini buyurduğunu anlatmıştı. Sanırım Kürt medreselerinden yetişen her din adamı bunu bilir. Çağımızda ise, Kemalist generallerin, başta askerliğimi yaparken tanıdığım Teoman Koman'ın kurdurduğu Jitem ve Hizbullah-Hizbulkontra 90'lı yıllarda on binlerce Kürdü öldürdü. Bugün bunların ardılları sistem tarafından Demokles Kılıcı gibi Kürtlerin kafası üzerinde tutuluyor. Allah'ın partisi adını alıp DAİŞ'e yoldaşlık yapıyor bunlar. Kemalist sistemin yeşil renge bürünmesi daha çok tehlikeli oluyor. Türk Devleti Kürtlere, Türke eşit barış ve dostluk içinde yaşama hakkını vereceğine, bitirmeyi, marjinalleştirmeyi hedeflemiş görünüyor. Kobane'ye resmi bakış sürecin turnusoludur.

Türkiye; bizden Kürtlüğümüzden uzaklaşmamızı, Kızılbaş Dersimli kimliğimizi bırakıp Türk ve Hanefi olmamız dayatıyor. Bir insana yapılabilecek en büyük hakaret onu indoktrine edip kendisi olmaktan çıkarmaktır. İktidar, Kemalist indoktrinasyona İslami indoktrinasyon ekledi. Dersim'de kolay alınıp satılan ne idüğü belirsiz dedeler üzerinden Alevi kimliğinden uzaklaşmamız öngörülüyor. Değerleri içselleştirmeyen bu şahıslar devletin öngördüğü indoktrinasyonla halkı temel değerlerinden uzaklaştırıyor. General Alpdoğan'a götürülen Ali Şer, eşi Zarife ve Şahan Beg kesik başları, bugün iktidara sunulan bütün Kızılbaş-Alevilerin başıdır. Yanlış tedavi yapan doktor bir şahsı öldürür, ama yanlış inancı dayatan kişi nesilleri öldürür. Alevi dedesi namıyla parayla tutulan satılıklar yardımıyla Kemalizm ve Hanefilik Dersim'e sokulurken barış ve insani inanç, Kızılbaş Alevilik, bitirilmek isteniyor. Dersim Kızılbaşlığı biterse, Anadolu Aleviliği de bitirilir.

Hani bize bunu dayatanlar bizim gibi olsalar, insanı kıble görseler, yalan ve riyadan uzak dursalar, hırsızlık yapmasalar, kötülük yapmasalar, yaşayan her şeyi kendi haline bıraksalar, derim ki aha bunlar ne temizmiş, böyle olmaya gıpta ederdim. Ama? Ama kılcaldamarları insani kan yerine; başkasına kin, yalan riya, hırsızlık, dolandırıcılık taşıyanlar hangi hakla bizi değiştirmeye kalkıyor? Bizi kendimiz olarak bıraksalar herkese faydamız olur, kimseye zararımız olmaz. Ama bizi de bu teklik sistemine uydurmaya çalışma, insanlığa dayatılan zorbalıktır. Kötülüktür. İnsanlık dışı davranıştır. Kemalist sistem ister kahverengi ister şimdiki gibi yeşil örtülü olsun, doğa yaratıklarını farklı göremiyor. Bunlara göre her kuş leylek, her ağaç kavak, her insan ise Türk ve Hanefidir.

Kemalist sistem için Dersim, Hitler'in Dachau Kampıdır. Barajlarla Dersimliyi topraklarından sürüyor, ziyaretlerini imha ederek inancından arındırıyor. Okullarda "Türküm" dedirtip asimile ediyor. Anadili üzerinde Yasak uygulayarak soykırım yapıyor. Dersim, Atatürk'ün Dachau'sudur. Atatürk Türkiye'nin tek sahibiydi. Bankalar onun, çiftlikler onun, oteller onun, saraylar onundu. Dersim Soykırımı onun en yüce eseridir. Bu esere Birgül Ayman Güler gibi ırkçı faşist CHP'liler sahip çıkıyor. Cumhuriyetin feodalite ile hesaplaşması olarak görüyor. Bu Birgül Hanım'da vicdan olsa, biraz insanlık olsa, azıcık kendisini süngülenen hamile kadınların yerinde düşünse ne der acaba? Hadi bize inanmıyor, oturup Necip Fazıl Kısakürek'i okusun. Dersim Kemalistlerin Dachau'sudur. Dersim'de öldürülen on binlerce Kürt Kızılbaşın torunları; Hüseyin Aygün, Kamer Genç ve Kemal Kılıçdaroğlu hariç, bugün Kemal Atatürk'e ve onun sistemine nasıl bakıyor dersiniz?

Biz bu soykırımı unutmayacak ve unutturmayacağız.

www.haydar-isik.com

Tema

Pale

Nishtiman-M.E,

Rizgariya Kurdistan

Şehit Sofi

Dersim Kürtleri

Duyurular

Pale  Blog

Linkler

Kurdistan Forumu

Arsiv

Muzik



KÜRDİSTAN DEVLETİNİN KURULUŞU TEK AMAÇTIR.

Nasil Türkler'in Türkiye'si, Gürcüler'in Gürcistan'i, Ermeniler'in Ermenistan'ı varsa Kürtler'in de Kürdistan'i olmalidir.

BU, BÜTÜN MİLLETLERİN EN DOĞAL HAKKIDIR. 

Eğer tüm Kürdlerin ortak bir bağımsızlık hareketi gelişirse ki, bu şimdi mümkündür,  ABD ve AB devletleri uzun süredir sürdürdükleri Arap - Türk yanlısı politikalarını değiştirmek durumunda kalacaklardır ve böylece ilk Kürdistan devletinin ortaya çıkması sağlanacaktır.
   Makaleye giriş >>>

Home