Pale Forumu

Kirkuk 

Muzik

 Linkler

 Duyurular

 Arsiv

 Resimler 

PALE 3 Çıkarken.

Adar  2008   ASITI, DIMOKRASI, MAFE,  MIROVAN

ISRAIL  60. KURULUS YILDONUMUNU KUTLARKEN,HALEN FILISTIN SORUNUNU COZEMEDI.

Yakinda Israil Devleti,nin kurulusunun 60.yildonumu kutlanacak.Israil devleti,ni Orta-Dogu da taniyan devletlerden ilki Turk devleti dir.Turkiye –Israil iliskileri soguk savas doneminde sekillendi.Bu iliskiler Turk Devleti,nin statukosunu tanima temelinde yurutulemez.

 Israil Devleti Yahudi soykirimi,nin reddi temelinde sekillendi

Otta-Dogu ve dinler tarihini yakindan bilenler ,bugun Yahudi halki,nin Israilde ki varliginin anavatan,a donus temelinde gerceklestigini inkar edemezler.Bilindigi gibi Israil halki orta-dogu,nun en eski halklarindan biridir.Onlarin bilinen tarihi iisa,dan once 1000 yillarinda Misir,dan simdiki topraklarina  gocuyle basliyor.

Filistin Halki da Israil gibi Orta-Dogu,nun en eski halklarindan biri olarak Israil egemenligindeki bolge de toplu olarak otonom bir devlet statusunde yasiyor.Bu iki ulus ve halk arasindaki tarihsel iliskiler surekli bir dostluk temelinde devam etmedi.Israil,lilerin filistinli,lerle kavgasi Davut peygamber donemine kadar uzaniyor.

Israil,liler Romali lar doneminde kendi yurtlarini terkedip dunyanin cesitli bolgelerinde yasamak zorunda birakildilar.Bu gocmenlik nedeniyle,dirki kendi vatanlarina donus projesi olarak siyonist bir proje,yi benimsediler .Bu ideoloji,nin temeli de Davut Peygamber Zamani , ndaki kavga temelinde olusturuldu. Israilden goc ettirilen Yahudi,ler yasadiklari ulkelerde her zaman saygin bir konumda bulunmadilar.Cogu zaman dunyadaki kotuluklerin biri olarak da goterildile,baski gorduler,soykirimlara ugratildilar. Nazi Kamplarinda gaz odalarinda katledilenler de dahil olmak uzere Ikinci Dunya savasinda 6 milyon yahudi olduruldu.Nazi isgalcilerine karsi ilkkez polonya,da asagilanan Yahudiler ayaklandilar.Almanya liderligindeki fasist kampin yenilgisinden sonra bagimsiz bir devlet kurma olanagina kavustular.Simdi kutlamaya hazirlandiklari Israil devleti,nin 60. Kurulus yildonumunde gecmisin acilarindan tamamen kurtulduklari soylenemez.baska bir deyisle anti –semitizm baska bir sekilde varligini surduruyor.Israil devleti,ni ortadan kaldirmayi planlayan savaslar basrli olmasa bile problem olmaya devam ediyor.

 Israil,in Baris icin cozum arayislari devam ediyor.

Israil devleti, nin kurulus tarihinde Balfour deklerasyonu buyuk bir onem tasiyor .Ne varki o donem yani 1917 tarihi onemli bir gelismeye tanik olmustu Eski carlik rusya sinda Bolsevikler iktidara gelmisti.Ingiltere ve Fransa ie Rusya,nin yollari ayrilmisti O donem Filistin mandasini ustlenen lngiltere Arap milyetciligi Kartini kendileri icin uygun gormuslerdi .Bu durum Osmanli egemenliginin yerine Ingiliz egemenliginin yer dgistirmesinden baska bir sonuc getirmedi Yahudiler bukez Ingiltere ile problemli bir halk haline gelmislerdi. Yahudiler Bagimsiz bir devlet kurmak icin O zaman,filistin diye tanimlanan yorede bagimsiz bir devlet kurmak icin Osmanli hukumdari sultan Abdulhamite basvurmuslardi .Onlarin  bu istemi red edilmisti Osmanlilar Ermenilere karsi bir katliam hazirligi icindeydiler.  Bu kez Filistin,e hakim olan ingilizler Ermeni,lerin basina gelen felaketin yahudiler,in basina da gelebilecegini  goremedi.eger israil devleti  Birinci dunya savasindan hemen sonra kurulmus olsaydi ,yahudi halki buyuk bir soykirim yasamiyacak  orta-dogu daki Israil – filistin catismasi daha buyuk bir boyut tasimiyacakti.Simdi Turklere bicilen buyuk rol hic kuskusuz bu  tarihsel gerceklikler atlanarak yapiliyor.

 Israil Devleti Kuruldugunda bolgede sevincle karsilanmadi.Aksine yeni bolgesel savaslarin kaynaklarindan biri oldu.Filistin kurtulus Hareketi 1965 yilinda Arap ligi,nin 22. Uyesi oldugunda bu durum Arap milliyetciligi,nin canlanmasi Amerikan dusmanligi  ve israil karsitligi nin gelismesini guclendirdi.1967 de basliyan savas alti gun surdu .Bu savas,in enbuyuk destekcilerinden olan Misir ve Suriye buyuk bir toprak kayibina ugradi.Bu durum Israil,in toprak karsiliginda baris politikasi ,nin dogusuna neden olurken Filistin Hareketi,ninde sorunu bir filistin sorunu degil ,ayni zamanda Arap sorunudur Israil ile tek,tek baris yapilamaz stratejisini canli tuttu. 1973 tarihli misir ve suriye,nin katildigi yeni arap-israil savasi Ekim savasi diye adlandirildi. Bu savasta gene Arap kesimi kazanamadi .Ama bu kez savas agirlikli olarak lubnan sahasina kaydi .Bu kez lubnan,i  bir direnme sahasi haline getiren Filistinliler I979 tarihli Camp-Davit ,deki  Amerikan destekli baris planina hayir dediler .bu plani destekleyen Misir,i Arap dunyasindan tecrit etmeye calistilar.Nevarki ,israil bukez onlari lubnan,dan kovmaya calisti.Buda Beyrut ,un isgaliyle Kismen gerceklesti. 

 1987 yili sonunda Arafat ,in Stockholm da Amerikan temsilcisiyle bulusmasi ardindan Israil ile diyalogun gelismesine neden oldu.Bu gelisen yeni iliskler 1993 de Oslo da ikitarafin da katilimiyla baris anlasmasinin imzalanmasiyla sonuclandi.Ama bu antlasma tum Filistinlilertarafindan kabul edilmedi.      

 1987 sonlarinda adini duyuran Hamas adli yeni Filistin hareketi, Islami temelde gerek FKO,nun popilizmi9 gerekse Israil,in hatalarindan yararlanarak buyuk bir guc haline geldi.25 ocak 2006 da Filistinde  yapilan secimleri kazanarak iktidara gedi,ne varki bu durum uluslararasi plan da kabul gormedi.Sonucta  Gazze de HAMAS Bati Seria(Cis Jordania) da FKO denetiminde iki ayri iktidar olustu.  Filistin deki bu ikiparcali durum sorunun cozumunu karmasik bir hale getirdi.Bu durum ancak Bati seria da FKO liderligi,nin Bagimsiz devlet ilaniyla daha iyi bir duruma getirilebilinir.

            Turkiye Israil iliskileri Stratejik dir.

 1941  yilinda Hitler Almanyasi ile gizli bir antlasma yapan Turkiye Ikinci dunya savasin da Almanya,nin yenilgisinden  sonra savasin galiplerinden biri olan ABD ye yonunu cevirdi.Bu durum Turkiye-israil  ilskilerine yansidi.O zaman Avrupa,nin bolunmuslugunun  ve iki kutuplulugun simgesi olan NATO ya giren Turkiye Sozumona  NATO nun Guney-dogu kanadinda yer aldi .Berlin Duvari,nin yikilisi ardindan SSCB ,nin tasfiye olusu uzerine bu kez Dogu-Bati eksenli catisma yerini Kuzey –guney catismasina birakti.Simdi turkiye bu degisimleri goz ardi ederek buyuk bir guc olma hayalini tasiyor.hic kuskusuz bunda Osmanli mirascisi  olmanin buyuk bir rolu var .Simdiki Turkiye yoneticileri bu miras uzerinden Orta-Dogu,nun patronluguna oynamaya calisiyor.Eger biz geriye donup baktigimizda orta-dogu da 1957 yilinda Lubnan Krizi,nde ABD ye Adana,daki  Incirlik hava ussu,nun kullandirilmasindan baska birsey yapilmamis 1967 ve 1973 deki Arap –israil savas,larinda Turkiye,nin rolu belirsiz ,Bu baglamda 1957 tarihli Eisenhover  Doktrini nin gecerliligi ve cercevesi tartismali bir durumdur.Turkiye,nin Irak politikasi kurt sorunu nedeniyle Amerikan ve Israil karsiti bir Politikadir.gecen yilin sonlarinda Israil-filistin barisi ile ilgili israil ve filistin baskanlari,nin Turkiye ,deki bulusmalari bir show dan ileri gitmedi.

 Emekli bir Turk generali soyle diyor:Avro-Asya,nin en kritik bolgesinde bulunmak hem odul,hemde risk ile bizleri karsi karsiya birakti,bizleri NATO,nun  Soguk Savas,i kazanmasi ile birlikte kurulan Yeni Dunya Dunya Duzeni icinde Turkiye aslinda 21.yuzyilda ciddi bir caba gostermemis galipler safinda yer aldigini degerlendirerek ,butun nimetlerden yararlanacagini dusunmustu.Bu dusunce ile son 15 yildir hem bolgesel ,hemde kuresel vizyonu ABD,Ingiltere ve Israil ekseninde gelistirmisti.Daha acik bir ifade ile Kafkaslar ,Orta-Dogu ,Orta-Asaya politikalarini bu anlayis icinde yorumlamisti(.Aytac Yalman ,Cumhuriyet,01-03-2007) Bu  General,in soylediklerine biz Avrupa,yi da ekleyelim .Simdi sormak gerekir yeni durum karsisin her gun yatip kalkip Sevr Paronayasi icinde yasiyorlar .bu aciktir ki,irak da Kurtlerin kazanmis olduklari ozgurluk durumuyla ilgilidir.Iste bu nedenle ,PKK yi bahane edip Irak ,i istikrarsizlastirmak istiyorlar Eger sorunlari Kuzey Kurdistanda bir PKK sorunu gorseydiler Imrali MahkumuAbdullah ocalan onlara Kurt onurunuda ayaklar altina alan bir baris plani sunmustu. Bu planin reddi bile onlarin kurt olan herseye dusman olduklarini  gosteriyor.bu durumda Turkiye de gelisen Israil ve Amerkan dusmanligini yatistirmak icin PKK kartina ABD ve Israil,in sarilmasinin hicbir moral ve etik yonu yoktur ayrica bu durum ne ABD nede Israil,in cikarlarina hizmet ediyor.

            PKK ile HAMAS  ayni degil.

Gectigimiz gunlerde Israil,in Turkiye Buyukelcisi T.C Basbakan,i Erdogan,in Israil,i elestiren aciklamasina tepki gosterdi,Hamas,i PKK ya benzetti.Bilindigi gibi Turkiye HAMAS,i Terrorist bir orgut gormuyor ve yakin gecmiste onun lideri Halid Meshal Turkiye,ye resmi gorusmelerde bulunmak uzere davet edilmisti.PKK ile Hamas,i ayni kefeye koyan buyukelci bununlada yetinmiyerek verdigi demecte Ermeni soykirimini red etti Bilindigi gibi israil Ermeni soykirimi ile Yahudi ile ayni olmadigini elcileri vasitasiyla baska yerlerde de iddia etmisti.Bu aciklamanin yapildigi tarihten kisa bir zaman once israil devlet Baskani Simon Perez Ile Filistin yonetimi baskani mahmud Abbas Turkiyeye davet edilmis her iki lider T.B.M.M de konusma yapmis bunun ardindan Filistin Sorunu ile ilgili ABD nin Annapolis Sehrindeki konferans,a katilmislardi.Nevarki bu toplantiya Suriye alt duzeyde bir  yetkili ile katilirken ,iran bu toplantiyi gostermelik bir toplanti olarak nitelendiriyordu. Bu oyun Israil ve onun en buyuk muttefiki tarafindan kavranilmiyor veya kavranmak istenmiyor .Her iki devlet de PKK uzerinden Kurt Sorunu uzerine yanlis politika gidiyor.Turkiye de ABD nin Irak,daki zorluklarindan yararlanmaya calisiyor boylelikle Kurt Sorunu nu Orta –dogu kapsamli bir sorun olmasini engellemeye calisiyor.

  Amerika nin siksik gundemine gelen Ermeni soykirim tasarisi konusunda onemli bir lobi gucu olan Israil, in bu konudaki tutumu hic kuskusuz stratejik yanlisliktan ve Turkiye,ye verilen abartilli rolden kaynaklaniyor.Turkiye,nin Akdeniz de Guvenlik ve diyalog acisindan oyniyacagi rol sifirdir hatta denilebilirki negatiftir .34 yildir Kibris meselesi,nin cozum bulamayisi bunun kaniti degilmidir .Ispanya ile birlikte medeniyetler Diyalogu adli gostermelik bir insiyatifin Islamiyet adina liderlik pozisyonuna sokulmasi hic kuskusuz tarihi bilgisizlikten kaynaklanmiyorsa masa basinda oturup haritaya bakarak strateji olusturmaya calisan bazi stratejistlerin dusunce uretme kapasitesinin yetersizligi olabilir.

 Simdi tekrar PKK sorununa donelim:Israil,li bir akademisyen olan Sholomo Avineri soyle diyor,Turk Hukumeti kendi sinirlari icindeki ayaklamaya savas actiginda ABD Politikasi farkli degildi. PKK leninist Kurt gerillalari davasini yaymak icin hem Turkiye de hemde Kurumsal alanlarda bombalama eylemleri yapti.PKK nin uyguladigi terrorizm ,FKO nun uyguladigi terror,e esdegerdi .Ama yine anlasilir nedenlerden dolayi hicbir zaman Turkiye,ninverdigi acimasiz baskici karsiligi sorgulamadi.PKK sovyet destekli bir orgut olarak kurulmustu.ve Turkiye karsisin daki Amerikan tutumu yakin zamana kadar soyle olmustur.Trklari uzmeyin.Avrupa Kamuoyu ayni sekilde sessizdi.Israil,in Cenin kampi,na yaptigi tek acimasiz saldiri Avrupa kamuoyu nda Turkiye,nin uzun zamandan beridir uyguladigi zalimce sistematik terrorle mucadele uygulamalarindan cok daha fazla gurultu cikariyordu.Bir devlet,den yoksun olan kurtler Avrupa,da Filistinlilere verilen destegin en kucuk kismini bile bulamamislardir.

 Filistinlilere bu kadar cok destek verilmistir . bunun nedeni herhalde Iran, irakve turkiye,ninozellikle sol cevrelerde cok fazla destege sahip olmasi degildir.Kurt Sorunu,nun bir ic mesele oldugunu savunmak (Turkiye,iran ve irak icin)sorunu ertelemekten baska bir ise yaramaz.Hele de halebce,ye atilan zehirli gazlar hatirlandiginda ,bu aciklama kesinlikle bir cevap teskil edemez.Ustelik ne B.M nede onun cesitli ajanslari bu konulari hic gorusmemistir.Cenevre,deki yillik toplantilarinda Israil,i  artik kinamayi bir gelenek haline getirmis olan B.M insan haklari komisyonu Kurtlerin icinde bulundugu hazin durumu hicbir zaman ele almamistir. 

 1939 yilinda ve bugun Araplarin sayisinin yahudilerin sayisindan daha fazla oldugu olgusu bize ,Arap

 -israil catismasinin dunya tarafindan algilanisi hakkinda epeyce bilgi vermektedir.Iste dunyanin kurtlere yonelik titimunda Araplarin ve Turklerin sayisinin Kurtlerden daha fazla oldugu olgusu tarafindan belirlenmistir.Acikca sayi meselesidir.Petrol ve Turkiye,nin Stratejik konumu bunun bir parcasidir.Mesele yanlizca sayi meselesi degil,bu ayni zamanda Arap ve Musluman Devletlerin gucleri meselesidir.Kurtler yanlizca sayica kucuk bir halk degil ,ayni zamanda guclu dostlari olmiyan bir halktir.Kurtler cok sayida guclu kuzenleri ve kardes mutefikleri olmiyan birulustur.Self Determinasyon ve Reel Politikalarin Kurtler ve Filistinliler uzerindeki yansimalari (Nistiman hejmaranu 4,Cileya pesin 2007) 

Yulkarida yazarin belirttigi gorusler genel olarak dogru olmasina ragmen onemli hatalarda var gercekte Kurtler uluslararasi planda yanliz kaldilar.Bu durum Saddam Huseyin liderligindeki Irak,in 1991 de Kuveyt,i isgal edene kadar Irak in Kuveyt ,i isgali ile birlikte Kurt Sorunu sinirli da olsa B.M nin gundemine girdi .Nevarki, bagdat yonetimi tam izole olmadi .ve Kurt sorunu belirsizlikte birakildi.Hic kuskusuz bunda Kurdistan,in dorde bolunmusluk durumunun  buyuk bir rolu  vardi.denilebilirki kurt sorunu sadece bir irak ,in bir sorunu degildir Ozellikle Turkiye egemenligindeki Kurdistan,in kuzey parcasi,nin durumu onem tasiyor.Bu baglamda kuzey kurdistan daki karmasik durum PKK nin durumu hakkinda Tutarli ve net goruslere sahip  olmadan genel bir kurt politikasi olusturulamaz Simdi biz bu eksikve yanlisliklar icerisinde PKK nin durumu onem tasiyor.PKK sorununda yukaridaki yazarin bize gore yanlis din en gerlendirmeleri  soyledir:

Birincisi:PKK Sovyet destekli bir leninist orgut olarak kurulmadi.Bilindigi gibi 1975 de Irak Kurdistan,indaki  yenilgi  Kurdistan,in tum parcalarinda ABD ye dusmanligi ,Sovyetlere umut baglamayi dogurdu.Ozellikle ABD nin bagnaz bir Turk taraftarligi bnu guclendirdi.198i yilinda polonya,daki askeri yonetime karsi sert tutum alan ABD nin Eski baskanlarindan Richard Nixon,a Polonya ile ilgili sorun hakkinda soru sorulurken bu arada Turkiye,deki  Askeri yonetime Karsi  tutumunuz nedir diye soruldugunda verdigi cevap ilginctir.Turkiye,nin durumu baskadir.polonya ile bir tutulamaz.Halen daha turkiye o askeri yonetimin Fasist Anayasa,sini tartisiyor.Bilindigi gibi PKK Sovyet degil Suriye destekli bir hareket olarak gelisti.Bu iliski Iran ve Filistinlilerle iliskinin gelismesine yol acti.PKK,nin Sovyetler tarafindan desteklendigine isaret eden herhangi bir somut belge ortaya cikmadi.

        Ikincisi: PKK hicbir zaman Avrupa,da ne Turk ,nede Avrupali kurumlara yonelik bir bombali eylem gerceklestirmedi.Ilginctirki,PKK,li olmiyan ve onlarla hicbir bagi olmiyan Fransiz vatandasi bir Kurt Turkiye,ye gittiginde Almanya,nin koln Sehrinde PKK,lilara bomba egitimi vermekle suclandi .Istanbul,da birkac ay tutuklu kaldi.Bu da gosteriyorki,yazarin iddiasi Turk Istihbarat orgutu M.I.T in verdigi uydurma bilgilere dayaniyor.Yanlizca PKK ,nin bazi muhalif guruplarin mensuplarina ve kendinden ayrilanlara karsi gecmiste siddet uyguladigi  bir gercektir.

Ucuncusu:PKK, nin bazi kriminal sayilabilecek eylemleri bazi karanlik guclerin elini guclendirdi.Turk Devleti,nin de destegiyle isvec Basbakani Olaf palme,nin oldurulmesi olayi PKK ,nin uzerine yiklmaya calisildi .PKK ,nin Terrorist orgutler listesine alinmasi icin bu olay  kullanildi.Bu durumdan sadece PKK degil tum Kurt orgutleri zarar gordu Boylece Avrupa daki Turk devletiyle baglantili terrorist eylemlerin uzeri ortulmeye calisildi.

Dorduncusu:PKK ,yi destekleyen Orta-Dogu,da destekleyen gucler ,ayni zamanda Irak Kurdistanli gucleri de desteklediler .fakat onlar hicbir zaman terrorist bi gurup gorulmediler ,hic kuskusuz burada cifte bir standard var .o da Turkiye,nin jeo-politik konumuyla ilgilidir.

Besincisi:Filistin hareketi,ne taninan  tolerans hicbir zaman PKK ve diger Kurt orgutlerine gosterilmedi.Ne PKK nede diger Kurt orgutleri Avrupa,nin guvenlik ve istikrarini bozucu bir konumda olmadilar .

 Altincisi:Avrupa,da sadece solcular degil sagcilarda kurt sorununu anliyamadilar Bu durum  ABD nin  Irak,a mudahalesiyle olusmadi . Avrupa solu,nun Kurt sorununu kavramakta sagcilardan daha geri bir konumda oldugu bir gercektir .

Simdi Israil,in Ankara Buyukelcisi,ninsoylediklerine donelim,Cumhuriyet gazetesinde yeralan ve yalanlanmiyan habere gore ,Israil elcisi PKK yi hamas,a benzetip ,ayrica Ermeni Soykirimi,nida red eden aciklamalarda  bulundu .Zamanlama acisindan Erdogan,in Israil,i elestirisine denk gelen bu aciklama onun guvenilir bir mutefik olup olmiyacagi sorusunu hakli olarak gundeme getirir.Kurt halki orta-dogu,da ulkesi bolunmus bir halk olarak Kurdistan,in her parcasinda gelisen ulusal harekete ilgi duyuyor.Simdiye kadar Israil,in bolgedeki konumu ,gelecekte Kurt-Israil iliskileri gunumuzdeki kadar tartisilmadigi bir ortamda boyle bir aciklama Kuskusuz hem kurtlere ,hemde Israil,lilere zarar vermekten baska bir ise yaramiyor.

Hasan Balikani –PALE -3   Adar -2008


2. AB UYELIĞI TARAFTARI OLMAK TUTARLI DEMOKRAT OLMANIN ÖLÇUTU OLAMAZ

 Turkiye,nin AB ye tam uyelik istemi 1999 sonunda Helsinki AB zirvesinde karar altında alındı. Bu karara göre, Turkiye 3.Ekim 2005 de AB ile tam uyelik muzakeresine basladı. O gunden buyana yaklasık 3 yıl geçmesine rağmen, bu ilişkilerde ciddi bir ilerleme  sağlanamadı. Şimdi de bu uyelik göruşmesinin askiya alınmasından söz ediliyor.

 Turkiye,nin AB ye tam uyelik görusmesi kuskusuz Kurtleri yakından ilgilendiriyor. Bu uyelik istemi sovenist Turk Çevrelerinde tam bir paranoya halini alan hastalık derecesinde kuskuyla karşılanıyor. Geçmiste AB yi bir emperyalist – gerici birlik olarak nitelendiren kimi Kurt ve Turk siyasi kisi ve çevreler, şimdi AB ye Turkiye,nin uyeliğini destekleme veya karsı cikma ikilemi cerçevesin de Demokrat olup olmamanın bir kriteri haline getirdiler. Bu konudaKurt kesiminde ciddi kapsamlı bir göruş ve tartışmamın yapıldığı soylenemez.

Şimdi esas konumuz olan eski Kurt kökenli ve Kurdistan da eski TİP milletvekili ve yönticisi olan Tanık ziya Ekıncı, nın Avrupa birliği, Marksizm ve Emperyalizm adı Eylül 2005 de Serbesti de çıkaran yazısı uzerinde duralım.

AB uyeligi sorunu stratejik bir sorundur.

Ulkesi ve ulusuyla dört parçaya bölunmuş, kurdistan,in en büyük parçası Turkiye egemenligindedir. Avrupalilarca Hasta Adam diye tanımlanan Osmanlı imparatorluğu,nun yıkıntılan uzerine kurulan Turkiye cumhuriyeti Kurtlerin ve Kurdistan’in inkar uzerine kuruldu. Turk devletinin Kurt ulusuna ve değerlerinee karşı yuruttuğu mucadele Avrupa’da ve komşumuz eski SSCB de modern Turkiyenin kuruluşındaki engellerin asılması diye nitelendirildi.

Kurdistan dört parçalıyla duruma gelişinde bugunku AB uyesi devletlerin birçoğunun 1923 deki Lozan antlaşmasında imzaları bulunuyor. Şimdi iktidarda bulunan AKP bile Lozan antlasmasını daldirtmemek den söz ediyor. Başka bir deyisle de fakto bir kurt  azınlıktan söz ediyor. Kurt adının TC Anayasa’sınde yer almasıni istemiyor.

İlginctirki, Tarık Ziya Ekinci kürt ve Kurdistanlı olmasına rağmen o da yukarıda adı gecen yazısında tek kelime olsa bile kürt adının anmıyor. Bilindiği gibi TİP 12 Mart 1971de kapatılırken onun kongresinde Kürtlerin azınlık haklarının verilmesi ile ilgili karar Askeri mahkeme tarafindan gerekce gösterilmişti. Bu zatın hafızasında kendi siyasi yasamının tumden silindiği söylenemez. Akine onun kendi tecrubesini dikkat alarak yorumlar yaptığını kabul ettigimizde ,kendini bilge sanan utanmaz bir kürt olduğunun söylemek haksız bir itham değildir.

Ote yandan sozkonusu yazarin yazisinda okuyucunun dikkatini dagitacak ajitasyonlar ve duzensizlikler gozecarpiyor.bu durum         onun yazma kapasitesinden mi geliyor?Yoksa karmasik dolasik anlatip birseyler sokusturmak mantigindan mi geliyo?,diye kendi kendimize sordugumuzda Bence bu onun Avrupa,yla ilgili cahaletinden geliyor. 

Yine sormak gerekir AB taraftadan ve karşıtkırı ike her iksi de mevcut.Soyle ki,o yazisinda Avrupa Birligi,Marksizm ve Emperyalizm basligini kullanmis ,o yazida elestirdigi marksistler kimlerdir? Neden onlarin goruslerinden aktarma yapmiyor?O,yazisinda Avrupa,da gecmiste Ronesansin yasandigindan soz ederken neden iki dunya savasinin Kaynaginin da Avrupa oldugunu belirtmiyor.Neden bu zat Avrupa,nin uzak tarihinden soz edrken Avrupa,nin ikye bolunusunu simgeliyen 1945 yilindaki Yalta Konferansi,ndan soz etmiyor Aciktir ki o gecmisteki goruslerini degerlendirmekten korkuyore Dogu Avrupa ulkelerindeki r,cunku o emekle sermayenin birlikte Avrupa,yi insa ettiklerini soylerken yalan soyluyor SSCB ve dogu Avrupa,daki degisimlerin Avrupa,ya yeni bir surec baslattigini inkar ediyor.O emekle sermayenin birlikte Avrupa,yi insa ettiklerini soylerken neden Avrupa,nin en guclu kominist partilerinden olan Portekiz,fransa ve italyan Kominist partileri,nin goruslerine basvurmuyor? Yine sormak gerekiyor.AB taraftarlari ve karsitlari iklemi icerisinde Turkiye,nin AB,ye uye olusuna  karşı olanlarin  arguman olarak savunduklari AB uyeliginin yeniden Sevri yazidan hortlatacaği kaygısı nereden geliyor.Aciktir ki onlar AB ye uye olacaklarin kopenhag kriterlerini kabul etmesi gerekliliginden korkuyorlar Onlarin bu korkusunun ilaci Kurt ve kurdistan adlarini unutmak midir? Turkiye  AB nın ilk kuruldus  dönemde neden AET (Avrupa Ekonomik Topluluğun) ye başvururken Sevr kaygısı veya Paronayasını taşınmıyordu.? Yine makalenin  yazarina sormalı gerekiyor. Neden  Avrupa,da ve Dunya da kamplaşmaya kadar cartışmaya neden olan Irak ‘a ABD liderliğindeki koalisyon (guclerinin) mudahelesinden bahsetmekl istemiyorsun?

Öte yandan makalenın yazariyla uyusmıyan hatta onu eleştiren kürt cevreleri ile da tekrardan konuyu tartışmak gerekliği duşuncesiyle yukarıdakı yazarın duşuncelerini İncelemeye devam edelim.


 AB Turkiye,nin tam uyelık baş vurusunda sonusuz davrandı.

 Makale yazari şöyle diyor= Turkiye çagdaş normlardan uzak biçimsel bir demokrasiyle yönetilmektedir demokrası kulturu gelişmemiştir Yururlukteki 1982 Anayasası. Kurtsal Devletı bireye ve toplumu karşı konuyacak bir muhteva ile hazırlanmış olup. Otoriter ve merkeziyetci bir devlet yapılanmasi ongormustur.Bu anayasa da kuvvetler ayrimi ilkesi göstermelidir. Devlet erkinin kullanılmasında yetkili olan asker-sivil burokrasidir. Turkiye de insan hakları ihlalerı yaygın dır. Devletin yüce cıkanlari için.Duşunceyi aciklama hakkinin  sınırlanması,azınlık haklarınin yok sayılması, vatandaşa iskence yapılması, faili meçhul cinayetlerin islenmesi bir yurutme bicimi oarak uygulanmaktadır. Siyaset, ancak devlet ideolojisi cercevesinde  mesrudur.

Turkiye ,deki siyasal sistemin  isleyisi  hakkindaki aciklamalarina katiliyorum.Yazar. Bu uygulamalar Turkiye de Göstermelik de olsa bir Anayasa çerçevesinde yuruyor. Yazarin da bahsettiği gibi bu anayasa 1982 tarihli bir anayasadir. Yazar bunları dile getirirken bu anayasaya  neden 12 Eylul 1980 tarihli fasist askeri cuntanın anayasası olduğunu ve bu anayasa ya  referandumda büyük oranda bir  evet oyunun ciktigini vurgulanmıyor.? Yoksa yazar 12 Eylul 1980 darbesini fasist bir darbe değil askersel devirge dir diyen TKP nin eski goruslerini mi savunuyor?. Bu acık değil 

Yazar 1982 Anayasasının kabulundan sonra geçen 23 yıllık sureyi atlıyor. Sadece 1982 Anayasasının ihtiva ettiği bazı noktaları dile getiriyor kuskusuz onun bu dönemi atlaması o zaman dilinindeki gelişmelerin gözardı etmekten kaynaklanıyor. Söyleki 12 Eylullerin Anayasaından sonra yapanları seçimlerde cuntanın partisi değil ANAP kazandı. Onun lideri T.Ozal uzun bir dönem Turkiye yi yönetti hemde 12 Eylul Anayasasınyle yine 12 Eylul  cuntacılarımın siyasal kazandığı. Demirel ve B.Encevit gibi eski Başbakanlar tekrardan Başbakan oldular kısacası Turk Parlamentosu ve  demokratileşme  yönunde adım atamadılar.

Ote yandan ANAP marjinal bir parti durumuna geldi. Onun yerini AKP aldı. O da yeni bir anayasa sozune rağmen ciddi bir adım atarmıyor. Nedeni acik tir ki derin Devlet olgusu ve.Demokrası kulturundur.

1991 de Paris de Soguk savasın bittiği açıklandı. Soğuk savaş dönemine ait sorgulanmalar.  gündem getirildi. Yazar bu Paris soğuk savaşın bittiğinin ilanindan sonra AB ye katılmak istiyenler icin Kopenhag kriterleri,nin gundeme getirildiğini  unutmuş yada bilincli kaçış ve oportunistlik yapıyor. Bilindiği gibi Kopenhag kriterleri bilincli bilincsiz bir şekilde herkesin ağzında kim sıkışsa bu kritere ya saldırıyor yada sarılıyor onun bundan habersız olduğu duşunulemez.Oyle gorunuyor ki, o bu kriterlerin kabulunde tutarsız.

Simdi AB nin 1999 Ekimindeki Helsinki Zirvesinde Turk Devletinin orday uyelik kabulu ve 2005 Ekimnideki surece bakalim oradan geçen yil suresi   toplam 6 yıl bu sureç te Turkiye neden bir mesafe almak istemeddi?

2000 yılı sonundaki Nice zivesi,nde B Ecevit bulunurken generaller neden sert bir acıklama yaptılar. Başka bir değişle AB uyeliği sivillerden değil  bizden geçer sinyalini verdiler. Bu  sinyal den sonra o zaman AB Turkiye karma Parlamentosu Donem başkanı Avrupa basınında Turkiye nin  2010 yilinda uye olabilecegi tarihini isaret  etti?

Hiç kuşkusuz bu tarih Turk generalleri nin ve MGK nin tarihiydi. Eğer biz 25 Aralık tarihli miliyet gazetesinde Harp okulu komutanyla yapılan roportaji incelensek. Daniel John-Bendit in acıklamasıni daha iyi anlariz. Bilindiği gibi Fransa Nice Zirvesi, ne ev sahipliği yapıyordu. Ve bu dönemde AB ye başkanlık yapan Fransa Turkiye ,deki sivil-asker ilişkilerini  iyi bildikleri icin ,onlar Fansa Harp Akademisi nden 45kişilik bir heyeti nabız yoklamak  için Turkiye,ye göndermişti. Onlar bir aciklamada bulunmadılar.Ama  Milliyetteki aciklamalar ve ortaya cıkan bazı belgeler kamuoyundan gizlenen noktaları ve hassasiyetleri gizli olmaktan cıkarıyor. Bunlardan birincisi Kıbrıs sorunudur. İkinçisi ise, Kürt sorunudur.

O zamanın Kara Harb Okulu komutan 25 Aralık 2000 tarıhlı mıllıyet gazetesinde cıkan roportaj,da  Kıbrıs la ilgili soru ya verdığı cevap ilginçtir. O Kıbrıs,takı Türk askerı,nın varlığı konusunda verdığı cevap Türkiye NATO, nun ABD,den sonra ikinçi büyük gücüdür. Bu cevap yanı ,sizin gücünüz varsa bizi gelin oradan cikarın. Kürt sorunun ne zaman çözulebileçeğı sorusuna verdiği cevap ise ,2010 tarıhıdır. Bu tarıh Surıye,yi tehdit eden ve bu tehditin ardindan PKK,lideri Abdullah Öcalan,ın Surıyeden cikarlilmasinda önemli rol oyniyan General Attıla Ateş,ın bir kıtaba yazdığı önsözle cakışıyor. O kıtaptakı önsözde Kürt sorunun 2010 tarıhınde cözuleceğinden bahsetmış ona göre, Kürtler biribiriyle kavga edeçek, bu kavga sonucunda Kürt sorunu cözulecek demiş.

Türk devletinin bu senaryosu halen daha gündemde.

Eğer geriye dönüp A. Öcalanın yakalanmıştı ardından PKK nın silahlı güçlerinin imralı,dan gelen direktifle Küzey Kürdistan,ın terkedişi, A. Öcalan,ın Güney Kürdistandaki devletleşmeyi Türkiye icin en büyük tehdid  gosteren mektubu Genelkurmay,a gönderişisi, bu senaryo,nun, yanı Kürt hareketini toptan tasfiye Planın bir parçasıdır. Ne varki bu Plan, ABD lideriiğindeki koalisyon güçleri,nin İrak i isgaliyle birlikte,gerçekleşmedi. TBMM, nın Irak,a mudakeye Türkiyenin de katılmasına öngören tezkereyi rededisi Kürtler için hayırı bir karar oldu. Bu karar,dan sonra ABD B. Planını devreye soktu.

ABD liderliğide koalisyon güçleri,nin Saddam Rejimi,ni yıkmasi hiç kuşkusuz Kürtlerin lehine bir durum yarattı. Sözum ona bazı sol cevreler Bu mudahaleye karşı çıktılar ve indirekt Saddam yönetimin desteklediler hem de Globalızm ve Yeni Dünya düzeni karşıtliği temelinde statukoculuğu savundular. Şimdi bu gelişmelere rağmen AB ye uyelik sorunun savunurken oluşan Kızıl Elma Ceplesi ,nin karşıtlanan anti Kürt karekterini açiğa çıkarmadan demokratlık yapmak ancak iki yuzlı demokratlar kavramıyla açıklanabilir. Bu iki yuzlu demokratların bir eli ileriçilik de diğer eli ise ,gericilikte. Bu durumda nasıl tutanlı demokrat olurabilir? Eğer bir Kürt ve Kürdistanlı kendi ulusu ve halki,nin adıni anmaktan bile korkuyorsa onu ne demeli. Okuyucular karari versin. AB ye gelince, onlar. Türkiye ile muzakere yurutuyorlar ama  onlar bunda samimi degiller Fransa,nin AB Anayasasi oylamasi sonrasi Anayasa,sina 2007 tarihinden sonra AB ,ye girmek istiyen ulkelerin durumunu referenduma goturecegini sokmasi bunun kaniti degilmidir? AB bazen  Kürt sorunundan dan vuruyor ama is ciddi bir tavir almaya gelince kivirtiyorlar.Ama şimdi, sormak lazim. 12 Eylül Cuntacılarının Anayasası  yururlukte iken nasıl muzakere yapılır.Bu açıktırlı demokrasi konusunda iki yuzluluktur. Esas olarak Türkiyiye Kopenhag kriterleri değıl EFTA kriteri açıktırlı sadece ekonomıyle ve Soğuk Savaş döneminin siyasi krıterleriyle çalısıyordu. Bundan dolayı dır ki, 4 Mayıs 1960 da İngliterenin isiyatifiyle Stokholmda kurulan EFTA nın kuruculan arasıra Portekiz de girmiş. Bildiği gibi o dönemde Portekizde fasist-kolonyalist bir yönetim bulunuyordu.

 AB,Dünya çapınde Barış ve Demokrasi nin merkezi midir?

Makale yazari Emperyalist – kapitalist sistem içinde AB nin Özel bir yeri vardır ara başlığında soyle diyor=

AB nin öncelik ettiği emperyalist sistem önunde dört ayrı güç ortağından oluşmaktadır. Bunlar tarihsel, siyasal, kulturel ve coğrafi yakınlığa dayanilarak oluşan, Avrupa Birliği (AB), NAFTA uzak doğu gurubu ile Cin-Rusya güc odaklarıdır.  Bunlarısın en eskisi ve en kapsamlısı Avrupa Birliğidir İkinçisi ABD, Meksika ve Kanada-nın oluşturduğun NAFTA (ALENA)uçunçusu Japonya-nin basını çektiği Asya- Pasifik iktisadı işbirliği ve dördüncüsü de Cin, Rusya ve kimi Orta- Asya ulkeleri,nin oluşturduğu Sanghay işbirliği örgütündür.

Yukarıda makale yazarı belirttiği kimi ulkelerin işbirliği,nin bölgesel alandakı birliklerinin uluşlararası ekonomik kurumlarla ilişkisini unutmuş ayrica oluşan birliklerin içersinde AB yi en eskisi gösterirken, bu birliklerin oluşun tarihini Soğuk Savaşve sonrası dönem diye ikiye ayırmayı unutmuş veya es geçmiş. Bu ayrım yapılmadan yapılacak analizler hem eksik hem de yanlıştır. Orneğin bir dönem Turkiye İran ve Pakistan tarafından kurulan CENTO ile bağlantılı R.C.D. ile Avrupanin ikiye bölunduğun döneme ait olan. Varsova paktı ile bağlantılı COMECON bunlardan biridir.

Avrupa Birliği Soğuk Savaş döneminde kurulurken Sanghay İşbirliği örgütü Soğuk Savaşan bitiminden sonra kuruldu. Bilindiği gibi Soğuk Savaşı ABD ve onun muteffitleri kazandı Emperyalist-Kapitalist sistemin başı olan ABD kendi liderliğinde tek kutuplu bir dünya oluşturma peşinde. Bu bağlanıda Sanghay işbirliği örgutu bu eğilime karşı olan bir birliktir – kısacası- Eskiden biribirine duşman olan Cin ve Rusyan-nın şimdi Sanghay işbirliği örgü­tünü kurmaları yeni bir durumdur.Bu ittifak  ABD nin tek kutuplu dünya oluşturma politikasina karşı durusu ve yeni bir rekabet odagini oluşturuyor.

Şimdi yazara sormalı lazım. ABD nin önculuğunde kurulmuş dört ayri güç olduğu iddiası ve ABD  nin oluşturmaya çalıştığı tek kutuplu dünya anlayışına şimdiden olacak diye karar vermek için erken değilmidir? Eğer yazar uluşlararası ilişkilerde meydana gelen değişmeleri açıkça yazmış olsaydı verdiği kararin bir öngörü olmadığın görecekli. O guce tapan biri olduğun için NAFTA ile ALENA nın ayrı ekonomik işbirlikleri örgütü olduğunu bile görmek  istemiyor veya dil sorunundan dolayı NAFTA ile ALENA,nın farklı iki örgüt olduğunu anlamiyor  NAFTA bilindiği gibi kuzey Amerıkaya ALENA ise Amerika,ya ait birer ekonomik işbirliği örgütündür.

NAFTA küzey Amerıka örgütü olmasıyla Meksika hariç kuresel olanak kuzeyde yani zengin ulkeler ALENAuyesi ulkelerin çoğunluğuna güneyde olması itibarıyla fakir ulkeler sayında yer alıyor. Küzey Amerika da bulunan NAFTA uyesi ABD ne Kanadada ekonomik yönden dunyanin en gelişmiş ilk önunden yer alırken ALENA,nın uyesi olan Brezilya latin Amerika (Güney Amerika) ülkeleri içersisinde yanlız o dünyanin engelişmiş ülkeleri arasinda yer alıyor. Ayrıca Latın ABD nın kıtsal egemenliğinde karsı olan bazı uyeler A.L.C.A. saflerında yer aldılar.

Kureşelleşmenin Kuzey kutubunda yer alan Rusya ekonomik açıdan Çin,den geri olmasına rağmen G-8 denilen Dünya nın gelişmiş ekonomileri içenisinde yer alıyor.Konumuz olan AB ye gelince AB uyesi olan Almanya, Fransa, İnglitere ve italya Dünya nın ekonomik yönden gelişmiş on ülkesi icerisinde yer almaktadir. Aynı zamanda bu ulkeler G-8 denen birliğin içerisinde yer alıyor. G-8 uyesı ülkeler daha önce G-7 diye anılıyordu. Bu ülkeler ABD Kanada, Almanya, Fransa, İnglitere,İtalya ve Japonya idi. Japonya bilindiği gibi dünya,nin ekonomik yönden gelişmiş 10 ulkesi içerisinde üçünçü sırayı yer alırken. Çin ise bir Asya ülkesi olarak ABD den sonra ikinçi sırayı alıyor. Şimdi biz G-8 leri Rusya,sız duşunduğumuzde ABD, Avrupa ve Japonya üçlüsü Dünya çapında Emperyalist-Kapitalist kampın ilişkileri  açısından eski bir dayanişma güçünün oluşturuyordu. Bugün ABD ve Avrupa Rusya,yı Japonya ile yer değiştirmeye zorluyor.Başka bir değişle ABD ve Avrupa Rusya ile bir blok oluşturmaya çalışıyor. Bu blok bir zamanları Dünyaden tecrit için Çinin oluşturduğu Üç dünya teorisine benziyor. Burada Farklı olan Eski Sovyetlerin yerini hedef olanak Çin,in alması. Bu blokun başında olmak istiyen ABD kendini bir üçünçü dünya ülkesi değil Dünyanin super birinen güçü olarak görmesidir.

ABD Avrupa ittifaklumun karşısında oluşturan Sanghay işbirliği örgütü ne kadar ABD-Avrupa ittifakuna karşı  dayanır. Bunun için bir zaman dilim belinlemek zordur. Kimi ciddi arastırmacılar 20 yıl sonra Asya,nın  Avrupa ve ABD yi geride bırakacağın söyluyor.

Simdi tekrar AB sorununa dönelim. Yazar belirtmekten kaçındığı tarih olan ikinci dünya savaşının bitiminin ilan edildiği 1945 tarihinde. Uluslararası Planda önemli değişikliler gerçekleşti. Yalta antlaşmasıyle birlikte Avrupa ikiye bölündü. Bu bölünenin ardından Doğu-Batı eksenli çatışma dünyadaki çatişmaların merkezi haline geldi. Soğuk Savaş olguşu bütün dünya da gelişmelerde önemli rol oynadı.

Bilindiği gibi 1­- Dünya Savaşınden olduğu gibi 2-Dünya savaşda Avrupa da başlandı. Bütün dünyaya yayıldı. 1 ve 2 Dünya Savaşında İnglitere ve Fransayla karşi karşiya gelen Almanya AB nın en güçlü ulkesı. Avrupa 2-Dünya Savaşıyle bir yıkım yaşarken, savaşta kazananlar safinda yeralan ABD bu savaştan en kanlı çıkanlerden biri oldu. Avrupanın batı kesiminin yeriden yapılanmış sınden önemli rol oynadı.Avrupa yeniden ekonomik yapılanmasın sağlamak için. 16 Mart 1948 de OEEC (Avrupa Ekonomik işbirliği örgütünü kurdu. Kuşkusuz ekonomik birlikte 1947 tarılı Amerikan Marshaal plan önemli bir rol oynayordu.

1957 yılında kurulan 1958 başında yururluge giren EEG (Avrupa Ekonomik Topluluğu) bu örgutun bunyesinden cıktı yine 3 Mayıs 1960 tarihinde kurulan EFTA (Avrupa Özgür Ticaret Birliği uyelerin de OEEC in uyeleri idi. Buradan dikkatı çeken Almanya ve Fransa,nin basını çektigi EEG nin (AvrupaTopluluğun) kuruluşundan sonra İnglitere,nin neden bu birlikte yer almadığıdır. Simdiki genislemis Avrupa birliği EEG nin gelişimi, EFTA nin ise tasfiyesi uzerine gelişti. Bu gelişinde Özellikle bu birliğin kuruluşunda lider pozisyonda yer alan İnglitere nin Danimarka ile birlikte 1973 tarihinde EEG ye katılışı önemli bir gelişmeyi gösteriyor. 1973 yılında Danımarka ve İnglitereile birlikte EEG ye katılması planların Norveç yapılan referandumda hayır oyların fazlalığı yuzunden EEG ye katilamadı. Bu birliğin kurucularından olan isviçre,de ise EEGye katılma sorunu hiçbir zaman ciddi bir şekilde gundeme gelmedi.

EFTA ile EEG arasında bir yakınlaşma ve katılım EEG lehine gelişim gösterınırken, bu durum aynı zamandaDoğu Avrupa ulkelerınde ve Sovyetlerdeki Dönuşum ile paralel bir gelişim gösterdi.Sovyetler ve Doğu Avrupa ulkeleri arasında Ekonomik işbirliğini amaçaliyan COMECON un çokusuyle sonuçlandi. Bir zamanlar Dünya kominist hareketi tarafindan savunular sosyalizme barışçı geçıs iki sistem arasında ki barışçıl rekabet gibi tezler tersindan gelisti. Doğu Avrupa  bir taşfiye sureçi yasadi. Bu değişimde SSCB den mesafela duran bloksuzlar politikasi nin kuruçularından olan Yugoslavya özel bir gelişim gösterdi. Yugoslavya parçalandı. Eski Yugoslav federal cumhuriyetlerden biri olan Slovenya AB uyesi oldu. Gelecek yil Hırvatıstan,ında AB uyesi olması bekleniyor.

Bu yıl AB nin kuruluşun,un 50 yılinda Buyuk Avrupa projesi  gerçekleşmiş oluyor. Almanya, Fransa, İtalya ve Benelux ulkeleri diye anılan Hollanda, Belçika ve Luxemburg tarafindan kurulan EEG şimdi 27uyeli bir birlik. Bu birlik ekonomik temelde başladı. Siyasi birlik hedefine yöneldi. Antık AB devletleri bir slogan olmaktan çıkıp bir gerçeklik halina geldi. Bu gerçekliği tarihsal yönden olduğu gibi siyasal yönden de iyi yorumlanmak gerekliyor.

Dünya da yeni bir çag açan 1917 Ekım devrimi liderinin Birinci Dünya savaşın döneminde gündeme getirilen Emperyalist savaşa karşı geliştinilen AB Devletleri sloganyla ilgili makelesine bakmak gerekiyor. O,AB devletleri üzerine yazdığı makalesinde böyle bir birliğin olamıyaçağını olursa gerici birlik olaçağın söylüyordu. Yani bu slogan ancak iki dünya savaşinın yaşanmasından sonra gerçekleşti. Şimdi bu birlik ilericimidir? Yoksa geriçimidir? Belirlemesine gelinçe bu bir sorundur. İster marksist ister muhafazakar, liberal ve sosyal demokrat olsun. Bunu farklı yorumlamalıtadırlar. Fakat şunu da unutmamak gerekir. Lenin Diyalektik Felsefe ve duşuncelerin savunucusydu bir yerde Emperyalizmin gerici demokrasi dusmani olduğunu söylerken Emperyalismin birlikte Kapitalismin ulusal sınırların astığını ekonomik ilişkilerin uluşlararasi bir nitelik atdığı kapitalizmin girmediği alanin kalmadığı  bu durumun Proleteryerinin doğusuna ve antiemperyalist ulusal hareketlerin gelişimine neden olduğun için Emperyalizmin ilenici bir rol oynadığnı söyluyodu. Lenin in Emperyalizmi hem ilenici hem de gerici yönuyle değerlendiren diyalektik bakış açısından ele alan goruslerini tek yanli olarak ele almak fanatık bir düşünceye saplanmaktan başka birşey değildir.

Şimdi Avrupa da 1968 Mayıs yeniden hatırlanıyor. Bu tarihte bilindigi gibi Doğu Avrupa ulkelerinden Çekoslovakya,nın değişim istemi Varşava Paktı uyeleri tarafindan Çek lideri Alexander Dubçek alasağı edilmişti yine bu tarihte Fransa da başlayan öğrenci hareketi boyutlanmiş tum batı Avrupa ya yayıladı. Bu Öğrenci hareketi nin ABD nın Vietnam,da yurutuğu emperyalist savaş nedeniyle bir ivme kazandığı imkan edilmez.

Doğu Avrupa değişimler ve Sovyetlerde geniye dönuşlu birlikte saskına dönem Avrupalı solcuların 2003 tarihindeABD liderliğinde koalisyon güçlerinin  Orta Doğu,nun Hitleri Saddam Huseyin yönetimini devirmek için İrak,i isgal edisine karşı çıkışı bunun yeni bir Vietnam olarak değerlendirmesi hiç kuşkusuz Avrupa Solu için bir utanç sahıfesidir. Onlar 16 mart 1988 yılında Halepçe de 5000 sivil kürd,un ölumune yolacan kimyasal silah kullanınına karşı seslerini yukseltmediler. Bu kimyasal madeleri ureten ve pazarlyan fabrikalari isgal edip, kendi hukumetlerini protesto etmediler. Yine makale yazarına sormak lazım. İtalyan Kominst Partisi %34 oyeran ile Avrupa nın en büyük kominist partisiydi. Onun lideri Palmıro Tagliati,nın Geliştidiği tarihsel uzlaşma adım verdiği Hırıstiyan Demokrat canla ortak hukumet Progesi gerçekleşmedi. Şimdi Türkiye de aktuel olan Ergenekonun benzeri olan İtalya dahi Gladio ne haltlar etti. Bu Gladyo neErgenekon gibi terrörist örgutleri kimi oluşturdu.

Yine makale yazarına soruyoruz 1935 tarihli 3 Enternasyonal,in belilemesi var bu belirlemede deniyor ki, Kim demokrattir? Kim İlericidir? Kim Barişçidir? Bunun  ölçutu SSCB ye karşı tutunda kendine gösterir Şimdi SSCB yok. Bunun yerini AB mi aldı?

Türkiye AB uyesi olamaz

Türkiye,nin batılılaşma başka bir değişle Avrupalılaşma hareketi 1838 balta ticaret antlaşması onu takip eden 1839 tarihli Tanzimat fermanıyla başlar O günden bugüne 170 yıl geçti. Bu geçen zaman biriminde Türkiye ne kadar batılılaştı tartışılması gerekir. Aziz Nesin bir zamanlar diyordi ki Türkiye nin dışı başka içi başka yanı Türkiye nin görmeyen başka, görunmeyen yanı var. Son yıllarda yapılan araştırmalardaTurkiye de Ameikan aleyhtarliğinin geliştiği. Türkiye de toplumun yarısıdan fazlasının İran,a sempati ile baktiği ortaya çıkıyor. Kuşkusuz bu durumu Türlı otoriteleri Irak ta meydana gelen gelişmelene bağliyorlar. Türkleri ilgilendiren Saddam,ın gidisi başkasinin yöntime gelişi değil, Kürtlerin orada kazanmış olduğu mevzidir. Şimdi Güney Kurdistan de BM tarafindan da kabullenilen bir kürt otoritesi bulunuyor.1923 de Lozan da 4 parçaya bölunen Kürdistan,ın en büyük paçası Türkiye egemenliğindedir.. Güney Kürdistan özgür bir konumda bulunurken Küzey Kürdistan sömurge bir konunda bulunuyor. Türkiye ile Küzey Kürdistan ilişkisi sömürgeci-sömürge ilişkisidir.Kürt ulusal harketi iniş ve çıkışlare rağmen birçok AB uyesi ulkelerindeki ulusal hareketlerden daha dinamik. Bu bağlamda Türkiye Kürt sorunun çözmeden AB ye uye olmak istiyor. Birçok Avrupalı, Türkiye,nin AB ye uyeliğininin Diyarbakır,dan geçtiğini söyluyor. Kimi muhafazakar çevreler ancak Türkiye bölunduktan sonra AB ye uye olabilir diye göruş belirtiyorlar. AB uyesi ulkelerin muhafazakarlarının bu düşüncesi Kürtlerin çıkarına daha uygudunr.Başka bir değişle Kopenhag kriterleri Kürtlere dar gelen bir elbisedir.

Sık sık gündeme getirilen AB uyesi İspanya ve Yunanistan örnekleri Türkiye,ye uymuyor. Türkiye ye uyan çözum Portekiz çözumudur. Bilindiği gibi 1960 da EFTA nın kuruçularından olan ve NATO uyesi olan Portekiz sömurgeci devletti. Angola, Mozambik, Gine de gelisen bağimsizlik mucadelesi Portekizde 25 Nisan 1974 de fasist regimin yıkılışını ve Portekiz de demokratikleşmenin önunu açtı. Portekiz 1986 yılında EFTA dan ayrılaraklı EEG uye oldu. Ama bu durum Angola, Mozambık ve Gine,nin AB ye uyeliğini yol açmadi. Eğer Kürdistan bağımsız olursa AB ye uyelik sorunu tartişabilir.Kurdistansiz Türkiye ,nin AB ye uyelik sansı artabilir. Bu bağlamda- Türkiye,nin demokratikleşmesinde Kürt ulusal hareketinin dinamigi nin belirleyici olduğunun sölemek isabetsiz bir değerlendime değildir. Türkiyenin NATO nın güçlü bir uyesi olması onun otomotik olarak ona AB ye uyeliğini sağlamaz.Turk elit kesimi bu gercekligi bildigi halde AB oyununa devam ediyor.Bu oyunda kiraldan fazla kiralci gecinen kurtlerin bir bolumude fuguranlik rolunden malesef hoslaniyor.

Hasan Balikani  PALE 3 Adar 2008


AVRUPA BIRLIGI,NIN KURULUSU VE GELISIM SURECI.

Kronoloji

 Victor Hugo  1849

 Bir gün Avrupa kitasi ndaki  devletler daha genış insa temelinde  birleşecek ve özel tipik veya şanli özyapisini kaybetmeden  Avrupa li kardeşlık kuracak. Birgün fikir ve toplanti yerlerinden başka savaş alanlari  olmiyacak. Birgün bomba ve kursun sesleri yerini yenışiyle değiştirecek.

1948     7 =11 mayis

Den-Haag,daki  Avrupa kongresi ,ne yirmi  Avrupa devleti,nden gelen bin delege , Yeni bir işbirliği ve iliskilerde yeni formul aramak amaciyla  bir Avrupa Konseyi  olustulmasini tartistilar.

 1949  27-28 oçak

Strasburg,daki Avrupa Konsey,i Den- Haag kongreside kuruldu.   Ayni yıl da, Avrupa konseyi  Insan haklari sozlesmesi hazirlanmaya başladı. Insan hakları sozlesmesi, 1950 de Roma,da  imzalandi, ve1953 Eylül,de yururluge girdi. 

1950 9 mayis

Robert Schuman ileFransa,nın Dişişleri Bakanı Jean Monet- Fransa ve Almanya,nin kömür ve demir işlerini birleştirecek ve bir örgüt kurulmasi dusuncesi,ni savundular. Bundan dolayı 9 mayıs Avrupa birlığının doğum günü olarak ve  Avrupa,da kutlanilmaktadir.

1951 18 nısan

Parıs,de toplanan altı Avrupa Devlet,i  (Belcıka. Fransa. Luxemburg. İtalya. Holanda ve Batı Almanya) EKSG-Kömür ve demir birliği sösleşmesine imza attılar. O sözleşme 23 temmuz 1952 den itibaren 50 yil geçerli kabul edildi.

 1955 1-2 hazıran

Messına,daki toplantida,E.K.S.G ,nin kurucu altı uyesi  karar verdiler. Avropa integrasiyonu bütün ekonomik bölgelere dahil edecek.

 1957 25 mart

(EEG) Avropa,nın ekonomik birleşme sözleşmesi ve Atomic energi birligi sözleşmesi (Euroatom sösleşme) Roma,da  imzalandi. Bu sozlesmeler 1 Oçak 1958 geçerli oldu. 

1960  4 ocak

Ingiltere,nin girişimiyle EFTA adli yeni bir ekonomik birlik olusturuldu.E.E.G disindaki 7 Avrupa Ulkesi(Ingiltere,Norvec,isvec,Danimarka,isvicre,Lichstein,Portekiz)   Stockholm,daki   toplantida bu orgutun kurulus belgesi,ni imzaladi 

1962 30 Temmuz

Birlesik tarım politikasi olusturuldu.

1963 14 Oçak

Fransa,da bir basin konferans,inda  Fransa Devlet Başbakani Charles de Gaulle,  Ingiltere,nin EEG ye girmesıne karsi oldugunu acikladi.

 1963  20 Temmuz

EEG ve 18 Afrıka devleti arasında ilişki sösleşmesi imzalandi. 

1965 8 Nisan

Birleşme sösleşmes EU  komisyonu ve konseyi birlesme sozlesmesi  imzaladilar.Bu sozlesme 1 Temmuz da yururluge girdi.

1966 29 Ocak

Luxemburg anlaşma. Fransa counsey,e tekrar geri döndu, Konsey devlet icin önemli/gerekli muhlefetsiz kararlari  verecek.

1968   1 Temmuz

Uye devletler arasindakı  (karar vermiş vakittan) gümrük vergıler bir bücük sene erken bitiyor. (‘çöpe atiyor’)Ve birlik/eşit gümrük vergisi olusturdu.

 1969 1-2 Aralık

Haag,daki toplantida devlet ve hukumet baskanlari  Avrupa,nin entegrasyonu,nu hizlandirmak icin onemli krarlar aldi,

1970 22 Nısan

Birlik  uyeleri kendi paralariyla ilerlemeyi finanse etmek için Luxemburgda imza atiyorlar.

Avropa parlamento,sunun kontrol, otorıtesi/ genişletildi yetkileri artirildi.

 1972 22 Oçak

Danımarka, Irland, Norvege, ve birleşik kraliyetdevletli EEG,ye    girmek icin sözleşme Bruksel, de imzaladi.

1972 22 Nısan

‘Valutayılanı’ yerleştırmış 6 uye olan devletler karar veriyor ki onlarin valuta 2,25%den fazla bibirinden değismek yasaktır.

1973  1 Oçak

Danimark, Irland ve bırleşmış kraliyet (Ingitere EEG ye girdiiar. ( Norvec  Halk oylamasinda hayır dedi.

 1974  9-10 Aralık

Parıs,deki zirve toplantisi yapildi.Bu toplanti da alinan karara gore,Avrupa komisyonu yilda uc kez toplanti  yapacak.Alinan diger karara gore,Avrupa parlementosu secimleri acik olacak bu secimler

 Bolgesel esaslara gore yapilacak ,Bolgesel gelisme fonu kurulacak.  

 1975  28 Şubat

Birinçi Rome’ sözleşmesini  imzaliyanlar , Batı Hındıstan , Pacific ocean,daki  ve Afrıka,daki 46 devletler ile sozlesme  ımzaladilar.

 1975  22 Temmuz

Avropa palamentonun budgesı hakları veAvropanın revısıonhakları sösleşmesı ımsa atiiyorlar. O sösleşme 1 Hazıran 1977 gerçek oldu.

 1978 6-7 Temmuz

Bremen’de yüksek toplantı. Fransa ve Alman para işbirliği ‘yeni hayat vermek’ istiyorlar Yeni Avropa için bir para sıstemı  o ‘Valutayılanı’ değiştirecek. EMS avropa para sistemi 13 Mart 1979 gerçek oldu.

 1979  28 Majıs

Yunanistan EEG,ye girmek icin sozlesme imzalıyor. 

1979  7 ve 10 Hazıran

  Avropa parlamentosu,nun genel  secimlerinde 410 ‘parlementer’ seçıldi.

1981 1 Ocak

Yunanistan EEG uyesı oldu. Uye olan devletler 10l,a yukseldi..

1984  28 Şubat

‘ESPRIT proramı’   İnformasyon teknığı araştırma/inceleme (forsknıng) ve gelişme/kalkınma strategık birleşme program alıyorlar.

 1984  14 ve 17 Hazıran

Avropa parlamentosu,nun birinçi tur  seçimleri yapildi.

i.

 1985  7 Ocak

Jacques Delors (1985-1995) Avropa,Komisyonu,nun başkanı secildi..

 1985  12 Hazıran

Ispanya ve Portekiz AB ye  girmek için sozlesme imzaladilar.

 

1985  2-4 Aralık

Avropa komisyon,un Luxemburg,dakı toplantisinda 10 uye devletlerRoma sozlesmesin değiştırmeye karar veriyorlar  Avropanin integrasyon yenileşmesi ve Avropa,nin birleşmesi icin belgeye  gumruk birliginiin sartlarini koyuyorlar. .

 1986  1 Oçak

Ispanya ve Portugal EEG uyesi oldular, ve yeni uyelerle EU’de 12 uyelli birlige donusuyor.

 1986  17-28 Şubat

Avropanın birleşmiş belgesı ==Europeıska enhetsakten== Strasbourg ve Haag’ da imsalanmiş.  Temmuz’ta  gerçek oluyor. 

1987  15 Haziran

ERASMUS  öğrencı değisimi programı başlıyor.

 1989 15-18 Haziran

Avropa parlamentonun uçunçu seçmesı.

 1989 9 Kasım

Berlin duvarlarının yıkılısı.

 1989 9 Aralık

EMU ‘derileştırmek’ icin devletarasında bir konferans çağırtmak karar veriyorlar.

 1990  19 Hazıran

Schengen sösleşme gümrük kontrolerin yok etmeye için imsa atiyorlar.

 1990 3 Ekim

Alman birleşıyor/ bır devlet oluyor.

 1990  14 Aralık

Hükümet konferans Rom’d başlıyor Ekonomık ve ‘monetar’ birliğin ve politik siyasal birliği hakkinda.

1991  9-10 Aralık

Maastricht’ta Avropa komisyonu bir antlaşma ==fördrag== Avropa Birliği hakkinda aliyorlar. Antlaşmada birleşik dişiş- ve güvenlik politika daha yakin işbirliği içiş ve hak sorunlar. Para ve ekonomık ==unıon== ve aynı/bir valuta (EURO). Böyleyce yeni ‘bölgeler’ devlet arasindaki işbirliği beraberle Biktırıyor. EU yani Avropa birliği oluyor. EEG’ye yeni adi, EG veriyorlar.

 1992  7 Şubat

Maastrıcht’ta antlaşması imsalanmış. Antalaşma Kasım’da 1993 geçerli olur.

 1993  !  Ocak

Is ticareti  gecerli  olur.

1994  9 ve 12 haziran

Avrupa  parlemento sunda dordincu secim yapildi.

1994  24-25 haziran

Yunanistan,in  korfu Adasi,nda yapilan toplantida Finlandiya,Norvec ,isvec ve Avusturya AB ye uye olmak icin antlasma imzalandi.

1995 1 Ocak

Finlandiya,isvec ve Avusturya AB ye uye olbular.Bu yeni katilimdan sonra AB uyesi devletlerin sayisi 15,e yukseldi.Norvec yapilan referandumda hayir oyl arinin fazlaligi yuzunden AB,nin disinda kaldi.

1995 23 Ocak 

Avrupa komisyonu baskanligina Jacgues santer  secildi.

1995 27-28 Kasim

Barcelona,daki  Avrupa-Akdeniz Konferans,inda Akdeniz,in guneyindeki devletlerle dostlugun gelistirilmesi kararlastiriliyor.

1997  16-17 Haziran

Amsterdam,daki toplantida Avrupa Komisyonu,na Cevreye sorumluluk verebilme yetkisi kararlastiriliyor.

1997  2 Ekim

Amsterdam antlasmasi imzalandi.Bu antlasma  1 mayis 1999 da gecerli olacak.

 1998  30 mart

AB ye uye olmak istiyen merkez,dogu ve Akdeniz ulkesi ile gorusmelere baslandi.

1998  3 Mayis

11 AB uyesi ulke,nin Euro para birimine gecisi kararlastirildi Bu karar 1 ocak 1999 da yururluge girecek.Bu ulkelerden Yunanistan bu tarihten sonra Euro,ya gecis yapacak.

1998  31 Aralik

Borsa,nin Euro,ya ayarlanmasi ve para degerlerinin tespiti gerceklesecek.

1999  1 ocak

11 AB uyesi  Euro uygulamasina basliyacak E.C.B(Avrupa Merkez Bankasi)AB ,nin para poltikasindan ve Euro,nun ayarlanmasindan sorumlu olacak.

1999  24-25 Mart

Ajanda  2000 cercevesinde Avrupa komisyonu 2000-2006 tarihi icin ortak bir butce olusturacak.

1999  3-4 Haziran

AB,nin koln zirvesinde,Avrupa komisyonu,nun Avrupa,lilar  icin bi r sozlesme hazirlamasi kararlastirildi.Bu sozlesmede genel haklar ile AB uyesi ulkelerin devlet ve hukumet baskanlarinin ve AB komisyonu,nun gorevleri belirtilecek.AB,nin Guvenlik  ve dis politikasi,ndan Eski NATO genel sekreteri  Javier  Solana sorumlu olacak.

1999  8-13 Haziran

Avrupa parlementosu,nun besinci  donem secimleri yapildi.

1999  15 Eylul

Yeni  Avrupa komisyonu baskanligi,ni  1999-2004 doneminde Italyan Romoni  Prodi yapacak.

 

Tammerfors ,da Avrupa komisyonu Ozgurluk ,guvenlik ve haklariyla Avrupa yeni biravrupa olacak.

Aralik ayin,daki Helsinki Zirvesi,nde Turkiye,nin AB ye tam uyelik basvurusu kabul edildii.Oteki AB aday uyeleri ile muzakerelerin surdurulmesini kabul etti. 

2000  23-24 mart

Lizbon ,da AB ,yeni bir strateji belirledi.AB Koisyonuna,Avrupa  ekonomisi,nin modernlestirilmesi,sosyal dayanisma ve bilimsel ve teknik alanda isbirligi,nin gelistirilmesi icin bir plan hazirlamasi gorevi verildi. 

2000   7-8 Aralik

Avrupa parlementosu baskani,Avrupa komisyonu baskani  enyuksek otoriteyi  olusturacak.

2001  26 Subat

Nice Sozlesmesi imzalandi.Bu sozlesme  1 Subat 2003 de gecerli olacak.

2001 14-15 Aralik.

Avrupa komisyonu  Laeken ,de AB,nin gelecegi icin bir deklerasyon yayinliyor.

Bu deklerasyon,da AB komisyonu,nun bir AB Anayasa,sinin hazirlanmasi icin bir komisyona gorev ava verildigi ve bu komisyonun baskanligina eski Fransa Cumhurbaskani  valery Gischard d,Estaing,in detirildigi aciklaniyor.

2002  1 Ocak

AB uyesi  Devlrtler de Euro parasi kullanilmaya basladi.

2002  31 Mayis

AB uyesi deletlerin hepsinde,hava kirliligi ile ilgili Kyoto Protokol,u oylanilacak ve uluslararasi bir sozlesme icin  birlikte calisma karari alindi.

2002  21-22 Haziran

Sevilla,da Avrupa komisyonu ,AB icin ortak bir multeci politikasi olusturma karari aldi.

2002 13 Aralik

Kopenhag,da  AB komisyonun  aldigi karara gore,AB ye io yeni ulke 1 mayis 2004 de uye olabilir.AB,ye uye olmak istiyen Bulgaristan ve Romanya 2007 basinda uye olabilir.AB ye aday uyelerden Turkiye ile eger   Kopenhag kriterlerini kabul ederse,AB  1 Aralik 2004 de muzakereye baslayabilir.

2003  16 Nisan

Kibris ,Estonya,Letonya,Litvanya,Malta,Polonya,Cek,Slovakya,Slovenya ve Macaristan  AB ile uyelik sozlesmesi imzaladilar.

2003  10 Temmuz

AB nin anayasa taslagi,nin yazim isleri tamamlandi.

2003 4 Ekim

AB uyesi devletler arasinda AB Anayasasi ile ilgili konferans basladi.

2004 1 Mayis

AB ile uyelik sozlesmesi imzalamis olan 10 aday uye AB uyesi ldular.Bu yeni katilimla birlikte AB ,nin uye sayisi 25 e cikti.

2004 13-14 Haziran

Yeni katilanlarla birlikte AB uyesi 25 devlet de AB Parlementosu secimlerinin yedincisi yapildi.

2007 1 Ocak

Bulgaristan ve Romanya AB uyesi oldular .Buyeni katilimlarla birlikte AB uyesi Devletlerin sayisi 27,ye yukseldi.

PALE  3 Adar 2008