Kurdi    English  France  Türkce  Deutch  Hebru     

Ana Sayfa   -----  Home


Kuzey Kürdistan aslı olmayan  “barış”, “çözüm sürecine” kurban ediliyor!

Kendi adı ile bile anılmaktan aciz, İmralı lakaplı sözde önderlik, TC ile müttefikliği ve türklük sürecine girerek, Kürt halkına ihaneti  seçmiştir.

 

Güney ve Batı Kürdistan'da bağımsız devlet'e doğru hızla yaklaşılırken, sözde kürt lideri Öcalan'ın MİT ile yaptığı ortak projeye göre, Kuzey Kürtleri'ne tanınması öngörülen kültürel ve folklorik bazı uyduruk hakların verilebilmesi için bile sanki III. bir dünya savaşına gerek duyuluyormuş ortamı yaratıldı!

Üst kimlik olarak Türk kimliği gündemdeyken, Bağımsız ve demokratik, birleşik Kürdistan’dan vazgeçildi. Türkiye “ortak vatan” ilan edildi. A. Öcalan geriye kalan kültürel kimlik yalanlarını dayatmaya devam ediyor...

TC başı Erdoğan, her adım başı ''teklik'' den dem vuruyorken, (tek devlet, tek millet, tek bayrak'') Şimdiki TC liderleri, Kemal Ve İsmet'ten daha ulusalcı kesilmiş iken, ''Kürtler için ulusal devlet istemiyoruz'' demek, Erdoğan'ın ulusalcılığını savunmaktır. Bu hipokrit bir tutum, Kürt halkına ihaneti sembolleştiriyor.
 

 Bir MİT projesi olarak KCK:
 

KDP gelinen aşamada bağımsız devlet yani Bağımsız Kürdistan’ı savunmakta ve pratikte bunun için çalışmaktadır. Güney Kürdistan partileri aşağı yukarı bu konuda hemfikirdir.

MİT planına uyan, yöneticiler, Kürdistani çizgi ve amacı bıraktılar.

KCK kültürel kimliği bile savunamamaktadır. Adı “demokratik özerklik” yapılmıştır. “Demokratik ulus” tanımlanması entegrasyon planıdır ve Kürtleri Türkleştirmeyi amaçlıyor. Öcalan ilk savunmasında ne demişse ona devam edilmektedir. Aslında bir sürü teori yığını ile birlikte yeni bir paradigma kesinlikle yoktur.

Türkiyelileşme ve “ortak vatan” ve Türkiye’nin demokratikleşmesinin asıl amaç olarak konulması tamamen egemen ulusa mensup olacak kesimlerin istemine sadece katılmaktır ve Kürdistanı unutturmayı hedeflemektedir.

Gerilla artık sürece kurban edilmiştir. Buna göre bir adım ileri iki adım geriyi oynamaktadır. “Çözüm kurulu” hükümettendir ve süreç tamamen baştan beri TC’nin denetiminde sürmektedir.

Güney Kürdistan bağımsızlık ve devletleşme sürecine girmiştir. Eksiklikler ve bazı hatalar olabilir. Uluslararası desteğe de kavuşmuştur. İŞİD’e karşı saldırılarını ve Kürdistan’ın kalan topraklarını kurtarmayı sürdürmektedir. Alınmayan çok az Kürdistan toprağı kalmıştır. Gerisi yani Kürdistan topraklarının büyük çoğunluğu özgürleştirmiştir. Bir nevi örgütlenmesi, kurumlaşması ve uluslararası ilişkileri ile yarı-devlet konumundadır.

Kuzey Kürdistan olmayan “barış”, “çözüm sürecine” kurban ediliyor!

 

Güney Kürdistan partileri birlik sağladılar. KDP ve YNK arasındaki stratejik anlaşmayı bütün partileri kapsayacak şekilde genişlettiler.  

KCK ise Kuzey de Kürdistan’i güçlerle birliği değil, Türkiyelileşme adı altında marjinal ve sosyal şovenist kesimlerle “birlik” arayışlarını güçlendiriyor. Kürtlerle ilgili birlik dedikleri genellikle günü birlik seçim politikaları ile ilgilidir.

Kuzey Kürdistan her konuda Güney Kürdistan’ın gerisine düşmüştür. Kuzey devrimi tasfiye edildi. Devrimin ruhu boşaltıldı. Kuzeyin ulusal kurtuluş mücadelesi terkedildi. Devletleşmeye salt Kürdistan’ın devletleşmesine karşı bir duruş sergileniyor. Kuzey ağırlıklı olarak birinci dünya savaşındaki “birlikçi” Kürtlerin pozisyonunu yaşıyor. Öncülük ve liderlik tamamen bu temelde seyrediyor. Halkın ve taraftarın ve bir kesim kadronun gönlünde ve düşüncesinde davranışında Kürdistan vardır. Bu iki şeyi birbirinden ayırmak gerekiyor.

Kuzey Kürdistan içinde fırsatlar ayağımıza gelmiştir. KCK ayağına gelen fırsatı tekmelemektedir. Kendi adı ile bile anılmaktan aciz, İmralı lakaplı sözde önderlik, TC ile müttefikliği ve türklük sürecine girerek, Kürt halkına ihaneti  seçmiştir.

Rojava Kürdistan’ı işgalci güçleri çıkarması ile bir kazanım elde etmiştir. Fiili olarak özgür topraklarda yaşanmaktadır. Kobani direnişi ile ve koalisyon güçleriyle yapılan anlaşmalar ve ittifakla ciddi bir umut doğmuştur. Ciddi hatalar işlenmese baştan beri vurguladığım gibi orası da federasyonlaşacaktır ve üç kanton denilen yerler birleşecektir. Ortak hükümete kavuşacaktır. Müttefik tercihleri, Kürdistan federasyonu ve muhalefetle ilişkilerinin doğrultusu yerindedir

 

Home