Kürtçe yayın

    Posted by Yaşar Kaya on 23/1/2009, 4:06:18

    Yaşar Kaya

    Meşrutiyet döneminde, Cumhuriyet öncesi İstanbul’da yerleşik Kürt aydınları çeşitli yayınlar yapıyorlardı. Bugün bunların hepsi Kürt yayın tarihinin edebiyat ve siyasetinin birer antik eseri haline gelmişlerdir. Osmanlı mirası üzerinde Anadolu’da yeni bir ulus-devlet kuranlar resmi ideoloji ile her şeyi silip süpürürler. Kürt dili , edebiyatı ve yayını artık yasaktır, suçtur.

    Bu yasak bütün Cumhuriyet dönemi boyunca devam eder.

    Kırk dokuzlar davasında sanık rahmetli Muhsin Şevata ( Sinamacı Gani Şevata’nın amcası) dönemin Başbakan’ı Adnan Menderes’e bir telgraf çeker. Telgrafları ‘’Sayın Başbakan’ım Radyo’da biraz da Kürtçe türküler istiyoruz’’ der. Cezaevinde rahat ve onuru ile yatan Şevata’ya mahkemede deliller arasında bu telgraf da soruldu:

    Hakim önce: “Mesleğiniz nedir?” Diye sorunca:

    Şevata, hakime: “Efendim ben Malatyalıyım. Kürt DEREJAN aşiretindenim, koyun tüccarıyım. Çok vergi veren birisiyim, radyo’da Kürtçe de olsa ne olur,” dedi.

    Bütün rahatlığı ile bunu söylemişti. Ama böyle bir telgraf ülke sırrını satan bir askeri belge gibi etki yaptı, o dönemde bu istek korkunçtu.

    Kürtçe yayın macerası bitmedi.

    1963’de Cumhuriyet döneminin ilk Türkçe-Kürtçe dergisi DENG’in macerası bir ciltlik bir Kitaptır. Bab-ı Ali de herkes bizi delilikle suçladı. Sonra basacak matbaa bulamadık, en sonunda bir Ermeni vatandaşımız basacağını söyledi. Bir engel daha vardı basın tarifesi içinde. X. Q. W harfleri yoktu. Biz bu harfleri bir hal yoluna koymak için çırpınırken, bu Ermeni arkadaş:

    “Ben size bu harfleri kurşundan dökerim, basımda dağılırlarsa ona da karışmam,” dedi.

    Harfleri döktü, sayfalar dizildi. Basımda harflere bir şey olmadı, dergi basıldı, birinci sayıda beni tutukladılar, ikinci sayı ben ceza evinde iken çıktı. Üçüncü sayısı ben tahliye olduktan sonra saklanırken, kaçak iken çıkardım. Geçenlerde, 70. yaş günümü kutlamaya gelen değerli Kürt bir arkadaşım, iki sayıyı paket yapmış, bana yaş günü hediyesi olarak getirmişti.

    Hemen atlamadan söylemeliyim ki, 1958’de Diyarbekir’de İLERİ YURT gazetesini çıkaran rahmetli Musa Anter Kuzey Kürdistan’da Kürtçe’yi ilk yazan öncü olarak, bu gazetede KIMIL şiirini yayınlamıştı.

    Kamîl hatî lo Apo, çiya melûl bun rêbeni.

    (Kamîl=süne geldi Amca, dağlar melüldü)

    Musa Anter’i hemen tutukladılar, o dönem basın davasından cezaevinde olan İsmet Paşa’nın damadı, Metin Toker ile Cüneyt Arcayürek için Ankara’daki cezaevine Hilton adı takılmıştı, basın tarafından. İkinci Hilton Diyarbakır’da kuruldu diye telgraflar çektik, protesto ettik. Bu protestolar 49’ların mahkemesine delil olarak getirildi.

    Kürtçe’nin macerası bitmedi. 1991’de Ankara’da yapılan İnsan Hakları Derneğinin Kongresinde değerli Kürt aydını Vedat Aydın konuşmasını Kürtçe yapınca, Divan Başkan’ı kesmek istedi. Vedat devam etti. Nevzat Helvacı Divanı bırakarak kaçtı, Divan Katibi, Av. Şerif Felekoğlu’nun eşi toplantıyı devam ettirdi. Bir arkadaş tercüme etti, o sırada polisler geldi, ben de Genel Merkeze gidip milletvekillerine haber verdim. Ankara’da olay büyüdü. Vedat Aydın ve tercüme eden arkadaş birkaç ay cezaevinde yatarak bedeli ödediler.

    TRT.6’in yayına başlamasından sonra ortalık çamur dünyası oldu. Övenler ve sövenler bölük bölük ortaya çıktılar. Bu yayının ilk üç ayını bile beklemediler. Bu Kürtlere bir Lütuf değildi, gasp edilmiş 80 yıllık bir halkın iadesi ve bir özür dileme idi. Devleti sıkıştıran A.B.D’nin bastırmasıydı, daha önce de yazdığım gibi bunun arakası gelecekti. Bu plan siyasi bir affa kadar gideceğe benziyor. Parsayı Kuzey Kürdistan’da AKP topladı. Bu tartışmanın daha uzun süreceği anlaşılıyor. Hiçbir şey istemeyenler, kültürel haklar isteyenler de karşı çıktılar. Kürt legal Partisi DTP şaşkınlaştı ve çeşitli sesler çıkardı, her işte olduğu gibi bu konuda da çuvalladı. Biz bu devletten daha çok alacaklıyız diyemedi. Bir plan, bir proje mi sundu? Elbette ki hayır, bekleyip göreceğiz. Fakülte de paranın kanunları dersinde rahmetli Hocam; ‘’İyi para, kötü parayı piyasadan kovar’’ derdi. Gülerdik bu örneğe. Bize açıklamada bulunurdu ve derdi ki:

    “Beyoğlu caddesi üstünde tütüncü dükkanı yok mu?”

    Evet var,” derdik.

    “Yarın zengin bir sermaye sahibi gelir, parayı bastırır, orayı alır mağaza yapar, zavallı tütüncü de arka sokaklara gitmek zorunda kalır.”

    Kürtçe yayın yapan TV sayısı 16’ya çıktı. Erivan Radyosunu biz Kürtler mi kurmuştuk? Hayır devlet kuruluşu idi, Kürtler çalışıyordu. Bizim gençliğimizi büyüledi, şarkılar dinledik, dil-edebiyat öğrendik.

    Şimdi İRAN’DAKİ SAHAR-TV. yi biz mi kurmuşuz? Hayır, günde üç saat Kürtçe yayın yapıyor. Kahire Radyosunu Cemal Abdulnasır kurdu. Kürtler istifade ettiler, şimdi gerek Avrupa’da, gerek Kürdistan’ın özgür parçasında yayın yapan Kürt televizyonları var. Bir müddet sonra işgalcilerin radyo ve televizyonlarına ihtiyacımız kalmaz.


    yasar.kaya@hotmail.de

     

 
Me di vê belavokê de çareserîya pirsa kurd û Kurdîstanê danîye ber çavan. Em bang û gazî li kes, sazî, rêxistin, rewşenbîr, tezgeh û tendensên sîyasî, demokrat û humanîst dikin ko piştgirîya banga me bikin.   Berdewam>>>
Tema

KÜRDİSTAN DEVLETİNİN KURULUŞU TEK AMAÇTIR.

Nasil Türkler'in Türkiye'si, Gürcüler'in Gürcistan'i, Ermeniler'in Ermenistan'ı varsa Kürtler'in de Kürdistan'i olmalidir.

BU, BÜTÜN MİLLETLERİN EN DOĞAL HAKKIDIR. 

Eğer tüm Kürdlerin ortak bir bağımsızlık hareketi gelişirse ki, bu şimdi mümkündür,  ABD ve AB devletleri uzun süredir sürdürdükleri Arap - Türk yanlısı politikalarını değiştirmek durumunda kalacaklardır ve böylece ilk Kürdistan devletinin ortaya çıkması sağlanacaktır.
  
Makaleye giriş >>>