Pale Forumu

    Pale  Blog

    Kirkuk

 
   Muzik

    Linkler

    Duyurular

    Arsiv

    Resimle 

ÇETELER!
 

Temmuz DERSİM ve MADIMAK

HAYDAR IŞIK

Bugün ne hukuk darbesi, ne de AKP-ordu anlaşması, ne çete operasyonları, ne TC’nin kaosunu yazacağım. Madımak ve DERSİM’den bahsedeceğim. Anlatırlar. İki köylü Hengirvan’ın altındaki dar gawandan (boğaz) sırtında koca yükle geçerken, biri “Ya Xızır, ya Xızır” demiş. Diğeri alıngan tarzda “Ero Xızır ra vace paskule maredo berzo na bın.” (Ulan Xızır’a söyle bize tekme vursun şu aşağıya atsın.” Bizimkiler ölmeyi seviyor. Annem her gün ölmesi için dua ederdi. Komşu kadınlardan da çok duymuştum. “Ya Xızır, ya Duzgın roye ma bice, bıxeleşime.” (Ya Xızır, ya Duzgın ruhumuzu al ki kurtulalım.) Bu yakarmalar kendilerine dayatılan zor hayatın gereği olsa gerek. Çıkış yolu bulamayanların feryadı, örgütsüz toplumlardaki teslimiyettir.

Literatur, 1937/38’de halkımızı Türkleştirmek için on binlerin katledildiğini yazıyor. Büyük acılar yaşadı Dersimliler. Doğu Dersim’de Bedro Dağı eteğindeki Bertal tüm ailesiyle 55 kişi katledildi. USE MİRÇ’in yalnız hapisteki oğlu kurtuldu. Bütün ailesi çoluk çocuk, hamile makineliye vuruldu. 9 Temmuz 37’de Ali Şer ve hevali Zarife katledildiler. Ali Şer’in kesik serinden, hala kan damlar. Peki Dersimliler ne yaptı? “Bana karışmayan bin yaşasın!” mentalitesiyle saz çalıp deyiş söylediler. Nazimiye’de, ilkokulun altındaki çeşme başında atından indirilip başı kesilen Ali Ağaye Areyiz’in tornu, akrabası ve son olarak da tornunun kocası, hani şu meşhur çiçek sulayan “Sekerim, çiçek suluyorum” diyen ve Dersim’de konuşulan Kırmanci’yi “Dersimce” diye ayrı bir katagoriye sokan; Alman milletvekillerine: “Eğer teröristler olmasa Türkiye’de sorun yoktur. Bakın ben Parlemento Başkan Yardımcısıyım” diyen, bir zamanlar Qemo dediğimiz, uzun yıllardır devletin her partisinden milletvekili olan zatı tanırsınız. Bir kez olsun önerge verdi mi, eşimin dedesini ve bu milleti neden katlettiniz? Acaba eşinin dedesi uslu durmadığı için mi başı kesildi? Bertal Ağa: Aha bu keçi kadar değerimiz yok!” dediği için kurşuna dizildikten sonra, nüfusundaki 55 canın tifodan öldüğü kaydı düşülüyor. Bu vesile ile onun neslinden merhum Sait Kırmızıtoprak’ı saygıyla anıyorum. Dersimlilerin hafızası olmasa gerek ki, Laç Deresine atlayan genç kızlarının acısını ya unuttular, ya da duldada bir ağızdan kulağa konuştular. Örgütsüz toplumun tarih hafızası da yoktur. Ya da düşmanın söylediği kadardır. Bu nedenle bireysel kurtuluşu, kurtuluş görürler. Oysa İsviçre’de yedi milyon nüfusun yetmiş milyon sosyal, politik ve toplumsal örgütlülüğü vardır. Ya Dersim de?

Aleviler acı sever. Toplum bir çeşit Mazochist (mazoşist) yapılmış. Kılam söylüyor, ağlıyor, deyiş eşliğinde ağlıyor. Velhasıl Xızır bir paskul(tekme) vur da kurtulayım, diyen resignasyon ruh hali verilmiş. Hani “Kalkın canlar bir olalım. Münkire karşı duralım” diyen daha az. Ali Şer katledilmeden Dersim için: “Aslanlar yurdudur, tilkiler girmez/ Evliya gülüdür zalimler dermez/” demiş. Şimdi Dersim’de bırakın tilkileri, çakallardan geçilmiyor. Zalimler her yerde Dersim güllerini deriyor. Peki Dersim’e giren iktidardaki AKP ve bir zamanların CHP’si ne verdiler? Bomba baran, orman yakma, barajla göçertme ve halkı kimliksizleştirmeyi yaptılar. Türk İslamcı Fetullah bile Aslanlar yurdu Dersim’e girdi.

Temmuz’da Madımak katliamı yapıldı. 33 can yakıldı. Aradan 15 yıl geçti. Asıl katliamcılar milletvekili, belediye başkanı oldular. Bunlar AKP’ye oy verenlerdir. Tekbir getirerek öldürdüler. “Ya sev, ya terket” diyorlar. Soruyorum size, örgütlü toplumlarda böylesi katliam olur muydu? Bakınız Alman faşistlerin yaktığı beş kişilik bir Türk ailenin evini; Türkiye’nin istemi doğrultusunda müze yaptılar. Peki Madımak? İskender Kebap Salonu yapıldı. İşte Kürt ve Aleviler boyunu bu örnekle ölçsün. Eğer Türkiye’de 15-20 milyon Kürt ve ona yakın Alevi yaşıyorsa, bu tür katliamları saz çalıp ağlamakla geçiştiriyorsa, bunlar toplum olamazlar. Ben Davut Sulari’yi tanıdım. Türklükle, övünen biriydi. Bir Kürtçe türküsü var mı? Soyuna yabancı duran sanatçı, sanatçı olamaz; sanatını efendisi için yapan bir köledir. Kölenin ise dostu yoktur. Kızı Edibe Sulari Madımak’ta yakıldı. Aslında öbür sanatçılar için de çok şey yazılır. Aydın sanatçı, kökleri üzerinde durandır. Efendisi koledar dilinden ağlatılı deyişler çalıp söylemek ilericilik değildir. Böyle sanatçıların topluma ruh ve cesaret verdikleri söylenemez. Bunun gibi Alevilik yapıp Kürtlüğünden kaçanların ruhu köleleşmiş, insanlıktan çıkmışlardır. Soylu bir Alevi, önce aslına, sonra dinine yönelir. Örgütsüzlük güçsüzlük demektir, güç olamayan toplumlar her zaman katliamlarla karşı karşıya kalırlar. Kürtler ve Aleviler birlikte örgütlenebilseler, demokratik yoldan haklarını alabilirler. Ama bakıyorsunuz çamurlar sadece çıkar için Alevilik yapıyor. Kürt Alevileri, Türklüğün peşine takmak, Bektaşileştirip, Yavuz ile barıştırmak, Kürtleri zayıf düşürmek amacıyla yapıyorlar.

Şimdi bu yazıyı okuyan okura izniyle bir soru sormak istiyorum. Dünyada nüfusu 20 milyon olan hangi halkın devleti yoktur? Okullarda dilini öğrenemiyor? Kürt olduğu halde her gün okulda yemin ederek “Türküm ...Varlığım Türk varlığına armağan olsun!” diyor? Milyonlarca Alevi olduğu halde vergisiyle cami yapılıyor, sayısı yüz bini geçen Türk Diyanet ordusu hocalarının maaşını veriyor. Cemevine gelince, Başbakan “Cümbüş evi” diyor? Devlet neden Alevilerin ibadetini Sünni ibadete eşit kılmıyor? Onun için Türk ve Kürt toplumuna dipten ruh ve ivme veren, Kürt halkının ve Alevilerin çıkarlarını düşünen demokratik örgütlenme olmadıkça; onlar katleder, biz de saz eşliğinde deyiş söyleriz. Kemalist “teklik” uğruna Kürt, Türk; Alevi ise Sünni yapılıyor. Kürt; Kürtlüğünü namusu, şerefi gibi savunmazsa, bunun için örgütlenmezse; Alevi; Alevilik için Kürtlerle omuz omuza örgütlenmezse, daha çok kesik serler, Madımaklar, ırkçı-dinci güruhun şerrine uğranır.

NOT: 6 Temmuz Pazar günü Münih’te Schwanthalerstr.80- EINEWELTHAUS saat 13.00 te Münih Barış Meclisi’nin düzenlediği MADIMAK katliamı paneli var.

www.haydar-isik.com