Kurdi    English  France  Türkce  Deutch  Hebru     

Ana Sayfa   -----  Home


IŞİD’in Sincar Dağı kuşatması kırıldı
 

Uluslararası koalisyonun desteğiyle ilerleyen Kürt güçlerinin, Sincar Dağı'ndaki Irak Şam Örgütü IŞİD kuşatmasını kırdığı açıklandı. 

Musul’un Zumer bölgesinden sabah erken saatlerde yola çıkan peşmerge konvoyunda çok sayıda tank, top, doçka ve katyuşa füzeleri gibi ağır silahlar bulunuyor. Zumer'in etrafındaki köylerin tamamını dün gerçekleştirdiği geniş çaplı operasyonla kontrolüne alan peşmerge, Sincar ilçesine doğru ilerliyor. Ezidi milislerin de içinde yer aldığı peşmerge konvoyuna koalisyon güçlerine ait savaş uçakları da destek veriyor.

Yaklaşık 30 kilometre ilerleyen peşmergenin bulunduğu noktadan binlerce Ezidi'nin mahsur kaldığı Sincar Dağı görülüyor. Peşmerge yetkilileri önce Sinun nahiyesini, ardından Sincar'ı özgürleştirmeyi planladıklarını ifade etti.

DAİŞ çetelerinin saldırı ve katliamlarından sonra Şengal dağlarına sığınan Êzidî kadınların bir ilki gerçekleştirdiğini belirten Şengal YJA Star Komutanı Berfin Nurhak, "Şengal Dağı'ndaki kadınlar, binlerce kadının DAİŞ tarafından kaçırılıp tutsak edilmesinden sonra en temel ihtiyacı olarak savunma temelinde örgütlenmeyi düşünmüş ve buna göre arayışlarını gelişmiştir. Bu temelde Şengal Dağı'nda Şehit Xane Savunma Akademisi örgütlenmiştir. Bu anlamıyla Şengal dağlarında bir ilk yaşanmaktadır.

Şengal'de yaşayan Êzidî halk gerçekliğinin en belirgin yanı; inançlarının çok güçlü olması ve kendi kültürlerine bağlılıktır. İnancı adına bin yıllardır direnen bir halk gerçekliği söz konusudur. İnancı için yaşayan, inancı için direnen kültürel bir gerçeklikleri var. Halkta yaşanan gerçeklik bu olurken, egemenlikli devlet yapılanmaları ise inancında direnen bu halkı, siyasal, sosyal, kültürel gelişmelerden koparıp, halkı kendi inancından, kültüründen boğmak istemiş ve tecrit yöntemlerini uygulayarak halkı savunmasız hale getirmek istemiştir. Halk, yaşadıklarını direniş olarak bilirken, devlet yapılanmaları bu direnişi egemenlikli politikalarıyla tecrit ederek savunmasız bir gerçekliği oluşturmuştur. Tarihin direnen Êzidi inancı, Êzdiyati kültürü, Êzidî halkı, günümüzde devlet politikalarıyla savunmasız bir hale getirilmiştir. Öyle bir hale getirilmiş ki, inancı güçlü olmasına rağmen nasıl yaşayacağını, çağa denk nasıl siyaset, politika geliştireceğini bilmeyen, kendi örgütlenmelerini geliştirmeyen bir gerçeklik yaşatılmaktadır. Halk da en etkili görünen gerçeklik bu iken kadın da ise bu en derin bir şekilde nefes alamayan, savunmasız, hiçbir direniş refleksi bile gösterilmesine izin verilmeden kaçırılan, tutsak edilen gerçeklik, hatta şu da varki yaşatılan tutsaklığın farkında olmayan bir gerçeklik yaşatılmaktadır.

Şengal Dağı'na gelindiğinde duyulan ilk cümle; 'beri fermane, piştî fermane' Ferman yani katliam. Katliamla gerçekleşen ölümler, sürgünler, kaçırılan binlerce genç kız, açlık, susuzluk, ölümler ve vadilerde biri diğerine tercih edilip bırakılan çocuklar... Tüm bu yaşatılan gerçekliğe rağmen Êzidî halkında özellikle kadında yaşanan direniş, gözlerde ve yüzlerde eksik olmayan gülüşler. Umutsuzluğun acısını, yokluğun sancısını dindiren gülüşleri ben Sincar Dağı'nda gördüm.
Şengal'de yaşatılmak istenen umutsuzluk, yokluk, çaresizlik ortasında Êzidî kadınının yaşam arayışı taktire şayan bir duruştu. Yaşanan acılara rağmen toprağında, memleketinde, köyünde yaşam ve özgürlük arayan anaların ve genç kadınların yaşam mücadelesine tanık oldum. Şengal Dağı'nın dört bir yanına dağılan Êzidî halkının yaşama tutunma ve o zor koşullara rağmen analar çocuklarını korumaya çalışıyorlardı. Şengal Dağı'ndaki katliamın çocuklar ve analar üzerinde yaratmış olduğu psikoloji çok kısa bir süre içerisinde aşılacak bir durum değil. Zaten şuandan itibaren Şengal Dağı'nda yaşama tutunan halkımız çok zor bir süreçten geçmektedir. Havaların soğumasıyla birlikte çok ciddi barınma sorunu yaşanılmaktadır. Bunun yanında çocukların ve kadınların kışlık giyim ve erzak sorunu var.

 

Home