Kurdi    English  France  Türkce  Deutch  Hebru     

Ana Sayfa   -----  Home


Êzidiler


Êzidiler tarih boyunca Müslümanların ağır baskısına ve katliamlarına maruz kalmışlardır. Kendilerini, kültürlerini korumaları ve inançlarını özgürce yaşamaları için öz yönetime ve hatta askeri bir yapılanmaya da ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaç karşılanmadan Êzidilere gelecek güvencesi sağlanamaz, güvenleri de kazanılamaz.           Devam :::


İSLAM'IN 72  GADDAR FERMANI

 Arap köyleri IŞİD’le hareket etti!

Yaklaşık bin yıldır Êzîdîler 72 kez katliamdan geçirildi. Kimi zaman bir Êzîdî aşireti, kimi zaman da bir Êzîdî bölgesi çembere alındı. Günümüzde artık Êzîdilere soykırımın kod ismi olarak kayıtlara geçen 72 fermana karşı direniş ise hep vardı. Bu direniş Kürt sözlü edebiyatının da vazgeçilmez bir konusu oldu. Dengbêjler en çok Eganê Meyro, Şêx Mirzayê Ankosî ve Derwêşê Evdî destanlarını anlatır.       DEVAMI   ::::


Şengal Direniş Birlikleri kuruldu
 

Kürt gençleri Şengal Direniş Birlikleri’ni kurdu. Direniş Birlikleri Komutanlığı, gençleri savunmaya katılmaya çağırdı. 

Devam   ::::

 

 

 

 

 

 


DAİŞ çetelerine karşı Kobanê, Şengal, Cerablus ve Tikrit kentlerinde yapılan operasyon ve hava saldırılarında en az 136 çete üyesi öldürüldü.

Devam >>>


 

Şengal özerkliğini yaşamalı 

IŞİD’e direnen Ezidi kadının öyküsü...

IŞİD’e direnen Ezidi kadının öyküsü...

 

Şengal’in özerkliği savunulmadan Êzîdî halkına karşı samimi ve tutarlı olunamaz. Şengal Êzîdîlerinin özerkliğine ve öz savunmasına karşı çıkmak Êzîdî halkını değil, kendi hakimiyet alanlarını geliştirmek ve zorla kabul ettirmek anlamına gelmektedir. Şengal’in özerkliği denildiğinde KDP'nin tüyleri diken diken olmaktadır. Bu zihniyet, Ortadoğu'nun despot ulus-devletinin türevi olmaktadır. Bu yaklaşım, kendilerini tüm Kürdistan halkının hakim ağası olarak görmedir. Buna göre Êzîdî ya da farklı topluluklar da bu ulus-devletçiğin hegemonyasında olmalıdır. Halbuki tüm farklı kültürler ve topluluklar da federal Kürdistan'da özgünlüğünü ve özerkliğini yaşamalıdır. Aksi politikalar ve Güney Kürdistan'daki egemen zihniyet, Kürtlerin Ortadoğu'da soykırımla yüz yüze kalmasına neden olan ulus-devletçiliğin Kürt ağa sınıfı versiyonu olmaktadır. 

IŞİD’in Şengal’e saldırısı, yüz binlerin göçü, binlerce kadının köle pazarlarında satılmasından sonra KDP'nin bu alanda sadece ben hegemon olacağım demesi ne toplumsal ahlaka ne de siyasi ahlaka uygundur. Çünkü Êzîdî halkının yaşadığı 73. Ferman kendilerinin Güney Kürdistan'da hakimiyet iddiasında oldukları koşullarda gerçekleşmiştir. 73. Ferman, Êzîdî halkımıza diğer 72 fermanın toplamı kadar acı çektirmiştir. Hiçbir ferman Êzîdîleri bu düzeyde soykırım tehlikesiyle karşı karşıya getirmemiştir. Hiçbir fermanda yüz binlerce Êzîdî Kürt Şengal’i terk etmemiştir. Hiçbir fermanda binlerce kadın bu kadar vicdansız ve ahlaksızca köle pazarlarında satılmamıştır. Bu açıdan 73. Ferman'dan sonra artık Êzîdîler de değişmek zorunda,  KDP de eski zihniyet ve hakimiyet anlayışını bırakmak zorundadır. 

Şengal’in özgürleştiği bugünden sonra artık bütün Kürtler Êzîdîlere karşı ahlaki ve siyasi sorumluluk altındadır. Êzîdîlerin varlığı, özgürlüğü ve güvenliği açısından sadece Kürtler değil, tüm insanlık da sorumludur. Tarihin Kürtler ve insanlığa mirası olan bu topluma tüm Kürt halkının ve insanlığın sahip çıkması gerekmektedir. Bu açıdan Şengal halkına karşı sadece Güney Kürdistan halkı ve örgütleri değil, tüm Kürdistan parçalarındaki halkımızın ve siyasi güçlerin de sorumluluğu bulunmaktadır. 

Şengal’de yeni toplu mezar

Şengal’de yeni toplu mezar

 

Şengal'i tüm Kürt güçleri savunmalı 

 

KDP bir süredir Şengal’deki gerilla varlığından ve Êzîdîlerin öz savunma örgütü YBŞ’den rahatsızlık duymaktadır. Hatta daha şimdiden gerilla güçlerini oradan çıkarılma ve YBŞ güçlerini dağıtma hesabı içindedir. Artık böyle bir hakkı ne ahlaki ne de siyasi olarak kalmadığı halde Şengal ve Êzîdîler üzerinde egemenlik iddiasında bulunmaktadır. Hatta her şey kendisine göre olmazsa zor kullanmaktan bile söz etmektedir. Şengal’i tüm Kürtlerin ortak namus, onur ve savunma alanı olarak göreceğine, kendisinin hegemonya alanı ve üzerinde istediği tasarrufu yapacağı mülkü gibi görmesi kabul edilemez. 

Bu kesinlikle yanlıştır. Artık Şengal’de HPG ve YJA Star da, YPG ve YPJ de, YBŞ de olacaktır, YNK ve KDP peşmergeleri de olacaktır. Çünkü Şengal tüm Kürtlerin onur ve namus yeri haline gelmiştir. Dolayısıyla tüm Kürtler onur ve namuslarını korumak için Êzîdî halkımıza ve Şengal’e karşı sorumluluklarını yerine getireceklerdir, getirmeleri de gerekmektir. KDP'nin “Ben hak iddia ederim, sadece benim dediğim olmalı” yaklaşımı yanlıştır, kabul edilemez. Her siyasi güç, ortak Kürt güçleri olarak Êzîdî halkımız ve Şengal’i savunmalıdır. Esas görevleri de Êzîdîlerin güçlü öz savunmasını gerçekleştirmeye yardımcı olmaları ve Şengal’in öz savunmasının YBŞ’ye devredilmesidir. Yoksa ister KDP, ister başka bir güç olsun kendilerini dayatması ne ahlaki, ne ulusal, ne de siyasi olacaktır. Zira bu tutum kriz ve Kürtler arası çatışma yaratmaktan başka bir anlama gelmeyecektir. 


 

Êzîdîlerin Şengal'e dönüşü sağlanmalı 

Şengal’in kurtarılmasıyla birlikte yapılması gereken ilk iş, Şengal’den çıkmak zorunda olan tüm Şengallilerin Şengal’e dönüşünü sağlamaktır. Çünkü vatan ancak bu topraklara sahiplenmekle ve bu topraklarda yaşamakla olur. Tabii ki sadece bu topraklarda fiziki olarak yaşamak da yetmez. Bu topraklarda öz yönetimi kurmak ve kendi kendini yönetir hale gelmek de öz savunma kadar önemlidir. Öyle ki demokratik özerklik olmadan öz savunma da olmaz. Eğer Şengal demokratik özerklikle yönetilseydi başlarına bu kadar felaket gelmeyecekti. Özyönetime bağlı öz savunma güçleri KDP'nin yaptığı gibi Şengal’i bırakmayacak ve IŞİD’e teslim etmeyecekti. Bu açıdan Êzîdîler için Demokratik Özerklik olmazsa olmaz kabilindendir. Demokratik Özerklik olmadan artık varlıklarını sürdürüp özgürlüklerini güvenceye alamazlar. Kendi öz yönetimlerini oluşturmadıkları takdirde, ulus-devlet zihniyetinin olduğu Ortadoğu’da, Irak ve Güney Kürdistan’da Êzîdî kimliği yok olmayla karşı karşıya gelir. Şu anda PKK'nin, KCK’nin, YNK’nin, KDP’nin, Goran’ın, Komala’nın, Yekgirtu İslam’ın temel görevi, Êzîdîlerin Şengal’de özerk bir yönetim kazanmasını sağlamaktır. Bu özerk yönetimin tabii ki Güney Kürdistan Federasyonu ve Irak devleti ile de ilişkileri ve yükümlülükleri olacaktır. Ancak kendi kendini yöneten demokratik özerk bir statüye sahip olmalıdırlar. Êzîdîlerin de 73. Ferman'ın en ağırı olan bu fermandan sonra başka türlü bir statüyü kabul etmemeleri gerekir.


 

Kurtuluş özerklikle taçlandırılmalı 

Tüm Kürt siyasi güçleri Şengal’in özerkliği için çalışmaz, bu özerkliği desteklemezlerse Êzîdîlere karşı samimi olmadıkları gibi sorumluluklarının gereğini de yerine getirmemiş olurlar. Bu, hala Êzîdîlik üzerinde egemenlik kurma ve özgür bir kimlik olarak Êzîdîlerin kendi kendini yönetmelerini kabul etmeme olur. Bu da kültürel soykırımcı ulus-devlet çağında IŞİD’in uyguladığı fermanın başka bir versiyonu anlamına gelir. Kürtlük adına yapılması, yöntemlerinin IŞİD gibi olmaması özü değiştirmez. Şimdi Kuzey Kürdistan'da Kürt Özgürlük Hareketi Dersim’in demokratik özerkliğini savunmaktadır. Kendi kimliği, kültürü ve dili ile Dersim’in kendi kendini yönetmesini istemektedir. Şengal için de en doğru yaklaşım böyle olur. 

Eğer Şengal’in kurtuluşu demokratik özerklikle taçlanırsa bir anlamı olur. O kadar çekilen acılar o zaman katlanır hale gelir. KDP'nin Şengal’deki suçları ancak o zaman somut bir özeleştiriyle karşılık bulmuş olur. KDP'nin de Şengal’deki travmadan sıyrılması ancak sadece ve sadece böyle olur. Yoksa yalan propagandayla, parayla, bulacağı işbirlikçilerle bu suçlarını ve yaşadığı travmayı aşması düşünülemez. 

Gerillanın Şengal’deki ve her yerdeki direnişi ideolojik-politik çizgisinin gereği her yerin kendi özyönetimine kavuşmasını sağlamaktır. Demokratik konfederalist örgütlenmeyi savunmak zaten her toplumsal kesimin, her yerelin, her birimin kendi demokratik özerkliğini yaşaması anlamına gelmektedir. Gerilla direnişinin böyle bir demokratik ve özgürlükçü karakteri vardır. Bu açıdan HPG-YJA Star, YPG-YPJ ve YBŞ’nin Şengal’deki, tüm Güney Kürdistan ve Rojava’daki mücadelesi de demokrasinin yerele ve tabana taşırılmasıdır. Örgütlü topluma dayalı özgür ve demokratik toplumun yaşanmasıdır. Bu da yerelin ve tabanın demokratik özerkliğe kavuşması anlamına gelmektedir. Gerillanın Şengal’deki rolü budur. Bir yere egemen olarak orada merkezi bir yönetim sağlamak değildir. KDP de Şengal’e böyle yaklaşırsa doğru ve hayırlı bir yaklaşım içine girmiş olur. O zaman Şengal’de yaşadığı travmayı aşar. Bu açıdan Şengal üzerindeki hegemonyacı ve merkeziyetçi zihniyet bırakılmalıdır. Akıl, mantık ve doğru politika bunu gerektirir.

Home